Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu ortak yayını

23 Haziran'da yenilenecek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde adaylar İmamoğlu ve Yıldırım canlı yayında İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtlıyor.

Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu ortak yayını
16 Haz 2019 18:06

Küçükkaya: Biz bu seçime niye gidiyoruz?

Yıldırım: Sizin oylarınız sayılırken birtakım garip işler oldu. Yüksek seçim Kurulu da bunları değerlendirerek yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz seçimin yenilenmemesiydi. Ama CHP bize yardımcı olmadı, dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. Keşke oyların tamamı sayılabilseydi.

Siz yolda gidiyorsunuz birisi cüzdanınızı çekti. Polise gidiyorsunuz 'cüzdanım çalındı' dersiniz. 'Benim cüzdanım yer değiştirdi' demezsiniz. Oyların yer değiştirildi, bu çalınmadır. Nitekim sayımlarda da bu ortaya çıktı. YSK da bu delilleri dikkate alarak seçimin yenilenmesine karar verdi.

İmamoğlu: Oyların tekrar sayılmasını istedik ama CHP istemedi yorumu tamamıyla yanlış yorum. 31 Mart gecesine dönelim. Hızlıca hatırlayalım. Saat saat hatırlayalım. Öncelikle yaklaşık 1 saat olmadı ki, seçim kapanalı bir televizyon kanallarının bir kısmı burada göründüğü gibi yüzde 63.84, yüzde 33.99 diye yasakları çiğneyerek bir süreç başlattı. Bu süreç devam etti. Veri almama kısmı 12 saate yakın sürdü. AA oylar yüzde 98.8'e geldi. Ne olduysa sayın Yıldırım 'Ben seçimi kazandım' dedi. Tam saat 23.25'de açıklama yapıldı. Ne tesadüf ki AA yayını kesti. Sayın İl Başkanı AK Parti adına açıklama yaptı. "Biz 3086 sandığa göre 3870 oyla seçimi kazandık" dedik. Ondan yaklaşık 2 saat önce biz dedik ki 'Hayır bir seçimi kazandık' dedi. YSK Başkanı bizi teyid eden açıklama yaptı. Tutanak burada. 2457. Şunu unutmamaları lazım. Birkaç aşaması var oy sayımın 2357 ile başlayan süreç günün sonunda 1329'a indi.

Anadolu Ajansı bu veriyi niye kesti? Sayın Yıldırım'ın buna bir açıklaması yok. 29 bin fark vardı diyor Yıldırım, ilk fark 24 bindi. AA bu veriyi niye kesti, Yıldırım'ın tek bir açıklaması yok. Sondaj yapacağız dediler, 13 bine indi. Son tutanak 14 bin 657 fark. Bu zarfta 4 oy var. 4 oydan üçü temiz, biri değil diyorlar. Seçim sonucu tertemizdir, anamızın ak sütü gibi tertemiz. 

Yıldırım: Olayları çarpıtmanın gereği yok. İsmail Bey, halka konuşuyorum. Aradaki nihai fark 13 bin 729. Başlangıçta 29 bin 504 küsür. Kaldı ki Ekrem Bey ilk açıklamasını akşam 9'da yaptı. '9 puan öndeyiz' dediği açıklama. Benim ilk açıklamam 11.25'tir. Eldeki bilgilere göre 'biz seçimi kazandık' dedi.

AA niye yayını kesti, kesmedi, benim işim değil. Mazbatalar işleniyor ona göre genel merkezimizden teyit de ediyoruz. 4 pusula meselesine gelelim. Bu tamamen aldatmacıdır. 4 ayrı pusula var. Ama itiraz edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oyu. İlçeler için itiraz var. Maltepe için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için CHP. Neden tamamını saydırdı? Demek ki orada şüphesi var. İtitaz olan pusula sayılır. Biri niye çalındı gibi işi çarpıtmanın gereği yok.

Küçükkaya: Yeni bir seçime gidiyoruz. Bu seçim neyin seçimi? Bu seçimin manası ne sizin açınızdan?

Yıldırım: Ekrem Bey "Biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik" dedi. Bu koca bir yalan. 

İmamoğlu: YSK'nın kararında "Çaldılar" lafı yok. 

Küçükkaya: Ben neden İmamoğlu'na/ Yıldırım'a oy vereyim? 

İmamoğlu: "31 Mart akşamını geçelim" dedi Sayın Yıldırım. Geçemeyiz. "Anadolu Ajansı Müdürü'yle görüşmedim" demek bana yalan geliyor. AA veri akışını işlerine gelmediği için kesti. 

Yıldırım: İthamlar var. Hukuk mücadelesi vererek hakkımızı aradık. 31 Mart'ta Anadolu Ajansı'yla görüşmedim. Görüşsem 'Görüştüm' derim. Benim görevim değil ki AA'nın veri akışı. Benim bakanlarla görüşmem, bir algı oluşturulmaya çalışıyor. Ben bakanlarla her zaman görüşürüm. Ne ima ediliyor, böyle şey olur mu?

25 yıldır AK Parti belediyeciliği İstanbul'a çok şey kazandırdı. 94'te kişi başına 14 litre su veriliyordu şimdi 101 litre su veriliyor. Istranca'dan sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanımızın döneminde İstanbul'a su getirildi. Melen'den, Sakarya'dan su getirildi. Öyle olduğu için gelecek 40 yılın suyu var. Arıtma şu anda yüzde 99,5. Yeşil alan İstanbul'da 10 milyon metrekareden 60 milyon metrekare şu anda. 1500 otobüsü vardı şu anda 6 bin 500 otobüsü var. Şu anda 376 kilometre metro var. Bu sene sonu açılacaklarla birlikte.

Su indirimi bizim vaadimizde de var. Nitekim AK Parti grubunun önerisiyle ortaya çıktı. Ekrem Bey'in indirim tarzıyla değil bizim tarzımızla kabul edildi.

İmamoğlu: Binali Yıldırım'ın yalan konuşmasına programa saygım gereği müdahale etmedim. Ben yalan konuşmam. Bizim 18 günde yaptıklarımızı kendinize mal etmenize gerek yok. Biz yaptık. Ulaşım indirimini biz getirdik. Biz 18 günde vaadettiklerimizi tek tek yerine getirdik. Bizim birçok projemiz kopyalanıyor. Biz açıkladığımızda ulaşım indirimini, "Parayı nereden bulacaksınız?" dediler. 25 yıldır yaptıkları, elbette yapacaksınız. 25 yıl.

Tabii ki yapacaksınız. Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkan oldu. İyi de bir dönem geçirdiler o zaman. Bunları inkar etmenin anlamı yok. Su indirimi, ulaşım indirimi bizim önerimiz. Biz taahhüt ettik, yerine getirdik. Bence alkışlasalardı, daha makbuldü. 

Küçükkaya'dan İmamoğlu'na: Rakibinize bir soru sorun.

imamoğlu'ndan Yıldırım'a: Anadolu Ajansı'nın o gece yaptıkları sizin için ne ifade ediyor? Sabaha karşı İBB'nin bütün billboardları 'Gönül belediyeciliği kazandı' ile donatılmasının talimatını kim verdi? Son olarak "Çaldılar" derken kimi kastediyorsunuz?

Yıldırım: 25 tane belediye kazandı AK Parti. Sonuç buyken "Kaybettik" mi diyecektik? 

Yıldırım'dan İmamoğlu'na: Gelir gelmez İBB'nin kişisel verilerinin kopyalanması talimatını neden verdiniz?

İmamoğlu: Sayın Yıldırım'a şunu hatırlatmak isterim. Bu soru sayın Yıldırım'a soruldu ve şu cevabı verdi, 'Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her türlü işlemi yapabilir' dedi. Bu cevabı verdi kendileri. Tekrar izah ediyorum. Bu bir veri yedekleme işlemidir. Veri kopyalaması yapılır ve yapılır. Verdiğimiz talimat da 31 Aralık, 31 Mart yani seçim gecesi. 18 Nisan bize mazbatanın teslim edildiği gün. Bunları milat kabul edilerek veri tabanlarının yedeklenmesi ve korunması. Afaki değişiklik yapılabilir, bize de ihbarlar geliyordu. Kaldı ki yapamadık, yetişmedi. Kaldı ki hukuksuz bir karar. Ancak veri yedekleme, yani bu kadar basit, kolay bir işlemi başka bir yere taşımak...

(10 dakikalık ara verildi)

Küçükkaya: Seçim sonucunu kabul edecek misiniz? Seçimden sonra herhangi bir itiraz olacak mı?

Yıldırım: Teknoloji ile aram iyidir. Veri kopyalama ayrı iştir, yedekleme ayrı iştir. Veri kopyalama işi FETÖ taktiğidir. 

İmamoğlu: Elbette ki seçimlere itiraz haktır. Ama uydurma gerekçelerle itiraz yapmayız biz. Sürece dair hep eleştirdiklerimiz bunlardı. FETÖ uygulamalarının nasıl olduğunu ben bilmem, hiç öyle bir tecrübem yok. Bizim yaptığımız iş çok masum bir iştir. Eminim Sayın Yıldırım da bunu biliyor.

Küçükkaya: Ordu'da yaşananlar çok gündeme geldi. Ne oldu, neden oldu, neden sinirlendiniz, bir valiye hakaret ettiniz mi?

İmamoğlu: Bu muazzam süreç ne yazık ki bir tuzakla sona erdirilmek istenmiştir. Benim oradaki tavrım belli, benim VIP diye bir derdim de yok. VIP süreçlerinin çok daha netleşmesi gerekir bu ülkede. Geçenlerin haddi hesabı yok. Ben ne söylediğimi biliyorum. Bu konu İstanbullunun konusu değil. Vali'ye hakaret etmedim. "Basitleşmiş" lafım rahatsız etti ama bize "Pontus, terörist" dediler...

Küçükkaya: Seçimden ders çıkardınız mı?

Yıldırım: Burada kazanan bir belediye başkanı yoktu. Olsaydı zaten seçim yenilenmezdi. Ekrem Bey iki gün sonra düşündü taşındı, 'basitlik' diye bir icat buldu. İstanbullulardan ve milletten özür dilemesi gerekir çünkü millete yalan söylemiştir. 

Küçükkaya: İKSV'nin açılışındaydım. Ekrem Bey, NTV-Star ortak yayınındaydım. Soruların verildiğini, ben kimseye soru vermedim vermem. Lakin daha sonra çıkmak zorunda kaldım. Fatih Altaylı, Habertürk'te benim sizi aradığımı, pardon sizin sorularızı istediğinizi, size soruları verdiğimi sonra Ekrem İmamoğlu'nu aradığımı ve 'size de vereyim mi' dediğimi. Bu absürd. Ne benden kimse soru istedi. Ertesi gün Engin Altay'la Mahir Ünal'ın yanına gittim, 'bu tartışma nereden çıktı' dedim. İki parti yetkilileri buluşmuş, '10 soru AK Parti 10 soru CHP' hazırlasın demiş.

İmamoğlu: Yine sayın Yıldırım yanlış bilgilendirilmiş. Burada ne yazık ki üzücü ifadeler kullanmıştır. Yalan söylediği ifadesini üstüne basa basa kullanmıştır. Bu çok kibirli bir ifadedir. Benim ifademde İsmail Küçükkaya yok. Ama sayın Yıldırım, İsmail Küçükkaya dedi. Bana gelen bilgi soruların belirlenmesi, moderatöre verilmesi, 10 soru siz, 10 soru karşı belirlesin. Siz yoktunuz, dolayısıyla...

Yıldırım: İsmail Küçükkaya'nın moderatörlüğü belli olmuştu.

İmamoğlu: Son sözüm tekrar söylüyorum. Benim oradaki ifadem nettir. 'Yalan söylemiş' cümlesi kötü söz sahibine aittir diye kapatıyorum.

Küçükkaya: 753 milyonluk bir zarardan bahsediliyor. Vakıflara ayrılan parayla ilgili tartışma var. Siz başkan seçilirseniz bu tabloyu nasıl değiştireceksiniz?

Yıldırım: Sayıştay raporunda öyle bir rakam yok.

Küçükkaya: Öyle bir yalanlama gelmedi.

Yıldırım: Geldi. Bunları konuşmaktan zul duyuyorum. Hala İstanbul'u konuşamadık. Zaten belediyeler vakıflara nakti kaynak aktaramaz. Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek veriyor, isimlerini vermek istemiyorum. Yaptıkları iş tamamen kamu yararı. 

İmamoğlu: İstanbul'un şu an en büyük sorunu yoksulluk. Belki birilerinin canını acıtıyor ama kul hakkı meselesini de çok önemsiyoruz. Sayıştay denetiminden çıkan raporu ben getirdim. Tasarruf yapacağız, ekonomik seferberlik başlatacağız.

Küçükkaya: Başkan seçilirseniz FETÖ ile mücadele için ne yapacaksınız? Bunların hiç yurtlarında kaldınız mı, FETÖ elebaşını ziyaret ettiniz mi?

İmamoğlu: Ben devlete inanırım. Ben belediyeye güvenmeyeceğim de... Ben yurt yapamıyor muyum da başkasına ihtiyaç duyacağım? Benim ne işim vakıflarla? Zaten hepimizin evlerine girmek konusunda işleyişleri oldu. 

Yıldırım: Temiz vakıflara veririm diyor da deterjanla temizleyip mi karar vereceğiz? Temiz olup olmadığına kim karar veriyor? Vakıflara destek olmak kötü bir iş değil. Toplumsal sorumluluk üstleniyorlar. Burada algı operasyonuna gerek yok. FETÖ ile mücadele tabii ki devam edecek ama hukuki çerçeve içinde kalacak şekilde. FETÖ'ye yönelik beyanatından memnun oldum, doğrusu takdir ediyorum. FETÖ büyük bir terör örgütüdür. 15 Temmuz gecesi yakından yaşadık. Bu FETÖ örgütüyle mücadele de elbette ki devam edecek. Tabii ki hukukun içinde kalarak. Bizi ilgilendiren ihanet kısmıdır.

Küçükkaya: Kent yoksulluğunu azaltmak için ne yapacaksınız?

Yıldırım: Tabii ki ekonomik sıkıntı çekiyoruz. Bu da insanların hayatına öyle ya da böyle yansıyor. Bu yükü hafifletmek için birçok vaadimiz var. İstanbul Avrupa'nın 13. büyük ekonomisi. İstanbul ihracatı 72 milyar dolar. Milli gelirin 236 milyar dolarını karşılıyor. 5 yıl içerisinde yapacağımız projelerle 500 bin istihdam sağlayacağız. Tuzla'da mesela bioteknoloji vadisi kuracağız, 50 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 160 bioteknoloji fabrikası yapacağız. Buradan 27 milyar ekonomiye katkı sağlayacağız. Ayrıca bir teknoloji üssü kuruyoruz. Burada big data dediğimiz büyük verinin işlenmesi. Burada gençler istihdam edilecek. Altyapısını hazırlayacağız, fikir getirecekler. onların akıl terini üretime dönüştüreceğiz. Pendik'te teknoloji geliştirme bölgesi.Burada firmaların AR-GE'leri olacak. Bunun örneği Rotterdam, Singapur'da var. Bu modeli İstanbul'a getireceğiz. Burada 50 bin istihdam öngörüyoruz. Atatürk Havalimanı hem millet bahçesi hem de fuar ve kongre merkezi olacak. Avrupa'daki 50 milyonluk fuar kongre turizminin yüzde 10'undan istifade edelim ve şehrimize katma değer sağlayalım. Bu da 40 milyarlık bir katkı..

İmamoğlu: Ben "Temiz vakıflara vereceğim" demedim, "İşbirliği yapacağım" dedim. Kişisel sayfalarımı da karıştırıp kendisine vermişler ama her şeyi konuşmaya hazırım. 

Bu şehrin 3 gencinden biri işsiz. Okutamamışız, meslek sahibi yapamamışız, iş de bulamamışız. Bizim burada uğraşacağımız şey evet kesinlikle israf. 

Küçükkaya: Ben İstanbul'da yaşayan Kürt kökenli ve TC aşığı bir kardeşinizim. Kime oy vereyim? Beni ikna edin.

İmamoğlu: Ben kimden bahsediyorum? "Türk kökenli vatandaşım" mı diyorum? "Benim vatandaşım" diyorum. Partizanlık bitecek. Partiler hizmet için bir araç. Sadece ittifak partisinin adayı değilim ben, sadece ittifak partisinin başkanı da olmayacağım. Biz bu milleti barıştırmaya, eşitlemeye geliyoruz. Barış, özgürlük aileden değil mahalleden başlar. 

Yıldırım: İnsanların etnik kökenlerine, inançlarına bakmayız. Herkese aynı hizmeti götürürüz. Partizanlık yaptığımız sözünü şiddetle reddediyorum. Ekrem Bey İzmir'e gitsin, benim neler yaptığımı görsün. Türkiye'nin her köşesine hizmet götürdük. 

Küçükkaya: Her ikinizden de mal varlığınızı açıklamanızı istiyorlar. Seçilirseniz mal varlığı beyanında bulunur musunuz?

Yıldırım: Keyfi ihtiyarımızda değil, mecbursunuz bulunmaya. Ben 16 yıldır mal varlığı beyanı veriyorum. Kamuya açıklamak gibi bir adet yok. Ama herhangi bir dava konusu oldu mu mahkeme talep eder, dosyaya konulur. Benim açımdan hiçbir sakıncası yok. Çocuklarımın mal varlığı kamuya da açık. Herkes her an bakar. 

İmamoğlu: Sayın Yıldırım'ın açıkladığı gibi kamu görevlisi olmamızdan dolayı mal beyanımızı veriyor. Ben de 5,5 yıldır her yıl yenileyerek veriyoruz. Hatta büyükşehir belediye başkanı seçildikten sonra beyan etmiştim. Yeni bir süreç, yeni bir ahlak anlayışı. Belediye başkanı, milletvekili olmak, bakan olmak bir meslek değil. Hepimiz bir görev yerine getiriyoruz. Başka görevler de nasip olabilir. Erdemli, ahlaklı süreci iyi yönetebilmek, hesap vermek adına dürüstlüğümüzü ortaya koymak adına, bu önerinizi aynen sayın Yıldırım gibi zevkle kabul ediyorum. Tabii ki ailece olmalı. Ben var, eşim var, babam, çocuklarım var.

Küçükkaya: Suriye meselesinde ne yapacağınızı çok merak ediyorum.

İmamoğlu: Mülteci konusunu biz iyi yönetemedik. Türkiye yalnız bırakılmıştır. İstanbul'da göçmen sayısının kayıt dışı rakamlarla 1 milyona yaklaştığı yönünde yoğun gözlemler var. Bir masa kuracağım, aktif çalışacağız, bu konuyla özel ilgileneceğiz. Ulusal politika oluşturma konusunda aktif çalışacağız. Güneyimizde yaşanan olaylarda yerin altındaki petrolü düşünerek bizi mülteci sorunuyla karşı karşıya bırakamazsınız. İstanbul sokakları tehlike altında, ekmeklerinin elinden alındığını düşünüyorlar.

Yıldırım: Biz ev sahibiyiz, onlar muhacir. Bu işin başlangıcı böyle oldu. İstanbul'da, özellikle belli ilçelerde, buralarda bir asayiş sorunu var. 

(Küçükkaya'nın kadınların konumunun güçlendirilmesiyle ilgili sorusuna)

Yıldırım: Üniversitedeki kız öğrencilerin sayısı, kadın öğretmenlerin sayısı daha fazla. Kadın hakimlerin sayısı hemen hemen aynı, hatta erkeklerden biraz daha fazla. Yoğunlaşmamız gereken kısım ev kadınları. Onların da sosyalleşmeye ihtiyacı var. Her aileye aylık 1000 lira kadar katkı sağlayacağız. 300 mahallede kreş yok. 955 tane kreş yapacağız. Ev kadınları çocuklarını rahat bir şekilde bırakacak. Ekrem Bey Beylikdüzü'nde 11 kreş vaadi vermiş, sadece 1'ini yapmış. Önemli olan vaat vermek değil yerine getirmektir.

İmamoğlu: 25 yıla yakındır yönetimdesiniz zaten, o anlamda vaat bize yakışır. Benim vaatlerimin hepsinin tarihi var. Biz kadına, çocuğa, gençlere oturduk zeminimizi. Sadece kreş meselesi değil, kadınların söz hakkı meselesi. Kadınların çalışabilmesine fırsat tanımak. 0-4 yaş arası çocuğu annelerin ücretsiz dolaşmasını sağlayacağız. 

Küçükkaya'dan Yıldırım'a: Size sormadığım için eleştiri geldi. Siz FETÖ yurtlarında kaldınız, elebaşını gördünüz mü?

Yıldırım: Ne gördüm ne de yurtlarında kaldım. 



0 Yorum

Yorum Yaz