Rumeysa Sarısaçlı Yazdı: İsmail Saymaz’ın Kitabından Ne Anlamalı?

Rumeysa Sarısaçlı Hocahanım, bugünkü köşe yazısına, Gazeteci İsmail Saymaz'ın kaleme aldığı ‘Şehvetiye tarikatı’ isimli kitabını taşıdı. Yazısında, kitaptan alınması gereken mesajları sıralayan Hocahanım, can alıcı bazı sorulara da yer verdi

Rumeysa Sarısaçlı Yazdı: İsmail Saymaz’ın Kitabından Ne Anlamalı?
15 Ağu 2019 13:08

“İsmail Saymaz’ın Kitabından Ne Anlamalı?” başlıklı yazısında sol bir gazeteci olan Saymaz'ın yaptığı araştırmanın iyi bir gazetecilik örneği olduğunu belirten Hocahanım, Saymaz'ın nerede saçma, sapık, aslında zerre kadar İslami ilmi olmayan sahte şeyhi ve tarikatı ortaya çıkardığını, tam aksi bir araştırmanın da liberal gazetecilerden gelmesi gerektiğini yazdı.

Türkiye'deki Adnan Oktar ve sapkın oluşumlar gerçeğine de değinen Hocahanım, devletin yıllarca bu sapkınlara neden izin verdiğini sordu. 50 insan bir yerde toplanmasından dahi haberdar olan istihbaratın bu denli tehlikeli gruplardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını belirten Hocahahım, Din adına yaşanan anormal hadiselerin belli bir süre devam edilmesine izin verilmek istendiğini ifade etti.

İşte Hocahanım'ın Türkiye gerçeği olan sapkın tarikat gerçeğine farklı bir perspektiften bakarak kaleme aldığı yazının tamamı;


Gazeteci İsmail Saymaz ‘Şehvetiye tarikatı’ isimli bir kitap yazdı ve yayımladı.[1] Şimdilerde üzerinde sıkça tartışılan konu bu. Kitapta merdivenaltı ve sapkın şeyhli (bazılarında müritler de sapkın) 6 tarikat anlatılıyor. O kadar uç ve iğrenç örnekler ki, bunların bu zamanda nasıl var olduğuna, insanların bunlara nasıl kandığına ve devletin bunlara nasıl müsaade ettiğine şaşırıyorsunuz. İlk ikisinin sebebi belli. İslami anlamda o kadar cahil bırakılmış bir halkımız var ki halkın bunlara inanması, kanması çok da anormal gelmiyor. Ama devletin yıllarca bunları duymaması, görmemesi işte bu hiç inandırıcı bir durum değil. 50 insan bir yerde toplansa haberdar olan istihbaratın, gelen kolluk kuvvetlerinin, yüzlerce insanın uğradığı, paralar bıraktığı, anormal durumların yaşandığı, 26 kadınla birlikte olduğu söylenen bir şeyhten, tarikattan haberdar olmaması mümkün değil…

Şimdi, bu 6 tarikatı boş verin, bu ülkede bir Adnan Oktar hadisesi var ki, Türkiye’nin gözlerinin önünde yaşandı bütün çirkeflikler. Din adına yapılan pislikler canlı yayınlarda verildi. Adnan Oktar’ın kendini şeyhlikten çok daha öte ‘mehdi’ ilan etmeleri tüm Türkiye’nin önünde gerçekleşti. Ve bu karanlık yapının[2] yıllarca genç kızları ve dahi erkekleri ağına düşürerek yaptığı/ yaptırdığı sapıklıklar; gerek mali açıdan gerekse de ahlaksızlık açısından bahsi geçen 6 tarikatın fevkinde durumların yaşandığı meşhur seviyede bilinen gerçeklerdir. Peki, neden yıllarca göz yumuldu? Neden beklendi ve yenilerde bunlar ortaya çıkarıldı ve müdahale edildi. Neden?

Belli ki bunlar bir süre devam etsin istendi. Belli ki müdahale zamanı olarak bu zaman uygun görüldü. Belli ki sapla saman karışsın istendi. Belli ki kurunun yanında yaş da yansın istendi…    

Bu tarikatlar bitiriliyor, bir kısmı bitirildi, aslında geç bile kalındı, hatta ‘neden bu kadar beklendi?’ sorusunu sormak geliyor içimizden... Bunlar ayrı muammalar ve ayrı önemli sorular ama bugün ‘cemaatleri bitirme projesi’ adı altında bahsedilen proje bu tür yapıları bitirme projesi değil, bu bilinmeli! İşte o kuruların yanında yakılmak istenen yaşlar; bitirilmek istenen onlar. 

Sol bir gazeteci olan İsmail Saymaz nerede bir saçma, sapık, aslında zerre kadar İslami ilmi olmayan sahte şeyhi ve tarikatı ortaya çıkararak iyi bir araştırmacı gazetecilik örneği ortaya koymuştur[3]

Şimdi benim beklentim İslamcı veya liberal[4] gazetecilerden bir tanesinin de çıkıp bunun tam tersi 6 cemaat ve grubu yazması... Yani İstanbul’u Anadolu’yu araştırıp, bu yazılanların tam tersi hayatlar yaşayan hoca, cemaat veya grupları yazmaları… Temiz bir hayatı olan, öyle milyonlarla oynamayan, mütevazı bir yaşantıya sahip olan, gerçek ‘âlim’ sıfatına haiz, milletin ıslahı için uğraşan, gençleri suçlardan (hırsızlık, içki, yalan- dolandan, hak yemekten ve daha bir çok haramdan) uzaklaştıran bir hoca, bir cemaat… Yine insanlara sahih İslami eğitim veren, böyle sapık kimselere kanmamaları için şuur veren bir cemaat... Batının çirkef/ kokuşmuş medeniyetini reddeden bir hoca ve cemaat…  

 Bazılarının ‘6 tane var mıdır?’ diye alayvâri bir şekilde sorduğunu duyar gibiyim. Objektif gazeteciler araştırırlarsa çok daha fazla olduğunu göreceklerdir. Ve bir de bunların, gençliğin suçlardan kurtulmasına, toplumun ıslahına, ülkeye, memlekete faydasını araştırsınlar, o faydaları da yakinen göreceklerdir.

Bu naçizane beklentimi hayata geçiren bir gazeteci çıkar mı bilmiyorum. Ama şunu biliyorum, bizim cenahın gazetecileri maalesef oldukça pasif. İstisnalar olmakla beraber, çoğunlukla İstanbul-Ankara’ya sıkışmış durumdalar. Anadolu’da neler oluyor; nasıl hareketler filizlenmiş büyümüş ve ne sorunlar yaşanıyor? Bunlardan bihaber vaziyetteler. Bu konuyu da  (belki haddimi aşarak ) en yakın zamanda yazacağım inşallah.

Dipnot:

[1] Kitabı okumadım ama İsmail Saymaz’ın kendi dilinden katıldığı birkaç programda dinledim

[2] İroniye bakar mısınız? Bundan birkaç yıl önce Alparslan Kuytul Hoca, Adnan Oktar’a ‘karanlık adam’ dediği için tazminat ödemeye mahkûm edilmişti.

[3] - Bu konuda taltifimde samimiyim, birileri bunları ortaya çıkarmalı.

[4] Liberal gazetecileri söylememin sebebini tahmin etmişsinizdir. Onlar İslami cenahın problemlerine duyarlıdırlar. Gerçi son dönemde solcu bazı gazeteciler de bu konularda duyarlılık gösteriyor.

 





0 Yorum

Yorum Yaz