Alparslan Hoca, İleri Görüşlü Olmasını Neye Borçlu? (İddianameye Cevap)

Alparslan Hoca hakkında hazırlanan yeni iddianamede isabetli analizlerinin tesadüf olmadığı iddiasına, Hocaefendi daha önce yaptığı bir açıklamada cevap veriyor... Detaylar haberimizde;

Alparslan Hoca, İleri Görüşlü Olmasını Neye Borçlu? (İddianameye Cevap)
19 Tem 2019 13:07

Alparslan Hoca hakkında yeni hazırlanan iddanamede, Hocaefendinin isabetli analizlerinin yorumlanma şekli dikkat çekti. Hocaefendinin ekonomiye dair yaptığı analizlerde doların 6 liraya ulaşacağını, ülkede tanzim kuyrukları olacağını önceden tahmin etmesinin ve bu konuda isabet etmesinin ülkeyi tehdit ettiği yönünde yorumlandığı görüldü. Ayrıca Alparslan Hocanın analizlerinin tesadüfen isabet eden yada tutan tahminler olmadığı imasının yapılması Hocaefendinin konuyla alakalı açıklamalarını akıllara getirdi.


Alparslan Hoca 2018 yılında bir tefsir dersi sonrasında yaptığı konuşmada, siyasi analizlerindeki tespitlerinin doğruluğu hakkında; “Ben Kur’an’a bakarak konuşuyorum onunla isabet ediyorum” diyerek analizlerinde neden isabet ettiğini açıklamıştı.

12 Ocak 2018 Cuma akşamı gerçekleştirdiği Tefsir Dersi sonrası kendisine yöneltilen soruları cevaplandıran Hocaefendi, “Siyasi analizleriniz sebebiyle iftiralara uğrasanız da, basiretinize, söylediklerinizin doğru çıktığına, tespitlerinizin isabetli olduğuna yıllarca şahit olduk. Bunu neye borçlusunuz?”sorusuna verdiği cevapta; “Ben gaybı bilmem. Gaybı bilen Allah’tır elbette. Ben Kur’an’a bakarak konuşuyorum onunla isabet ediyorum” dedi.


Alparslan Kuytul Hocanın açıklaması şu şekilde;

MARİFET BENDE DEĞİL, MARİFET KUR’AN’DADIR


Ben gaybı bilmem. Gaybı bilen Allah’tır elbette. Ama ben Kur’an-ı bilirim. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın sünnetlerini bize açıklar. Allah, ne zaman, kime ne yapar? Kur’an-ı bu gözle okuyup bu tespitleri yapanlar, onlar da bu meselelerde isabetli görüşler ortaya koyabilirler. Marifet bende değil, Kur’an’dadır. Kur’an bana Allah’ı tanıtıyor. Allah ne zaman, ne yapar, onu bana öğretiyor. Allah’ın sünneti nedir, âdeti nedir? Nasıl davranır? Kime ne yapar? Kur’an bize onu öğretiyor. Ben ona bakarak konuşuyorum, onunla isabet ediyorum. Çünkü Allah’ın sünneti değişmez; “Ve len tecide li sünnetillehi tebdile” "Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın" Neden bu bilgi bize veriliyor? Allah’ın sünnetlerini iyi öğrenin, çünkü değişmeyecek. Allah geçmişte hangi millete, hangi sebepten ne yaptıysa size de yapar. Allah’ın sünnetlerini öğrenin ki ona göre davranabilesiniz. Ben Allah’ın sünnetlerini bilebildiğim kadarıyla, bize bildirildiği ve aklım erdiği kadarıyla biliyorum. Allah’ın tüm sünnetlerini bilmek için Allah olmak lazım.

(Elindeki mendili göstererek) Şimdi mesela ben bu mendili bıraksam ne olur? Yere düşer. Gaybı mı bildiniz de yere düşer dediniz? Hayır, gaybı bilmediniz. Neyi bildiniz? Sünnetullahı, yerçekimi kanununu bildiniz. Allah’ın kanununu biliyorsunuz, onunla cevap verebiliyorsunuz. İşte benimkisi de öyle. Ben biliyorum ki, şöyle yapana Allah böyle yapar.


GAYBI BİLEN ALLAH’TIR


Ben o camiaya ta 1998’de; "Haramları helal ediyorsunuz, Allah’ın tokadını yiyeceksiniz. Seveniniz kalmayacak, adınız kötü anılacak, kalplerde yeriniz kalmayacak, sevilmeyen insanlara dönüşeceksiniz" dedim.1998’de neye göre dedim? Ben bunu 20 sene evvel söyledim. Gaybı bilen Allah. Bunu Amerikan Başkanı bile bilemez. Bunu CIA’nin başkanı bile bilemez. Ben nasıl bildim? Allah’ı tanıyacaksınız, yani Kur’an’ı bileceksiniz.

Birincisi; Allah kime, ne yapar? Ben biliyorum ki; Allah, dininin bozulmasına müsaade etmez, cezalandırır.

Haramları helal ettiler, cezalanacaklar. İnsanların sevgisini kazanmak için dinden tavizler veriyorlar. Ben biliyorum ki, ceza amelin cinsindendir. Böyle yapanlara Allah öyle bir ceza verir ki kimse onları sevmez çünkü insanları dikkate aldılar sevilmek istediler. Toplum tarafından kabullenilmek istediler. Allah’ı hesaba katmadılar. "Allah buna ne diyor? Bu haram" demediler, yaptılar. Allah’ı hesaba katmadılar, insanları hesaba kattılar. Ben oradan, Allah'ın onları amelleriyle cezalandıracağını ve sevilmez hale geleceklerini anladım. Bu kanundur, ben kanunları biliyorum. Gaybı bilmiyorum.

İkincisi; Benim tüm hayatım davam olmuş. Benim başka hayatım yok. Benim ömrüm çileyle geçti. Gecem yok, gündüzüm yok. Belki bu da bir sebeptir. Dert ediyorum, Allah da bana anlamayı nasip ediyor.

Siz dertli olmayı kolay mı zannediyorsunuz? Dertli olanın yüzü gülmez.  Allah o yüzden, başkalarının anlamadığını dertli olana anlamayı nasip eder. Dert, anlamayı kolaylaştırır.

Ne Kur’an-ı, Allah’ın sünnetlerini, kanunlarını biliyorlar, ne Allah'ın nasıl muamele edeceğini biliyorlar. Ne bu davanın derdini, ıstırabını çekiyorlar, ne de ömürleri çileyle geçmiş. Hepsi hayatını yaşıyor, para kazanmakla meşguller sonra da, “Bizim anlamadığımızı sen nasıl anlıyorsun?” diyorlar. Müsaade et de senin anlayamadığını anlayabileyim…


Sen De Ömrünü Kur’an’a, Davaya Ver, Allah Sana Da Anlamayı Nasip Eder


Ben senin gibi rahat yaşamıyorum. Ben, bir Müslüman öldüğü zaman onun ıstırabını çekiyorum. Ben, o dertle konuşuyorum, o dertle düşünüyorum. O zaman Allah ufkumu açıyor, görüyorum. Herkese bulanık olan bana net görünüyor. Herkesin görmediği bana bulanık da olsa görünüyor. Dert ediyorum, sen de dert et Allah sana da nasip eder. Sen de ömrünü Kur’an’a, davaya ver. Kur’an-ı anla, sünnetullahı tespit et, Allah sana da anlamayı nasip eder.

Dünyaperestler tabi ki göremezler. Ondan sonra da, “nereden biliyorsun” diyorlar. Benim bildiklerim, feraset ve basiretle bilinebilecek şeyler, istihbari bilgiler değil. “Filan yerde şöyle olmuş, filan şöyle yapacakmış, filan filanı öldürecekmiş vs.” böyle bilgilerim yok. Benim söylediklerim Kur’an’la, siyasi analizle söylenebilecek olan şeyler…

“Cumhurbaşkanının kalemi kırılmış” dedim. “Nereden biliyorsun?" diyorlar Sen körsün ne yapayım? Ben görüyorum ne yapayım, görmeyeyim mi? Sizi gördüğüm gibi görüyorum, anlamıyorlar. Bir sürü olaylar var, ben o olaylara bakıyorum, Avrupa ve Amerika’nın tavrını anlıyorum. Sen anlamıyorsan ben ne yapayım?

Bu, siyasi analizdir, bu ferasettir. Bu, Kur’an’daki Allah’ın sünnetlerini bilmektir.

Hz. Osman’ın yanına sahabeden bir genç girmiş. Yolda bir kadına gözü değmiş, kadın çok güzelmiş, aklında kalmış. Gözünü ayıramamış bir an. Sahabi de olsa işte insan. Hz. Osman’ın huzuruna girerken Hz. Osman’ın kalbi ondan rahatsız olmuş. Demiş ki; benim huzuruma göz zinasıyla mı giriyorsunuz? Göz zinası yapmış halde mi? Genç şaşırıyor, “subhanallah” diyor. Rasulullah’tan sonra da mı vahiy geliyor ki? Sana vahiy mi geliyor, sen nereden bildin? Evet, bir kadına baktım doğru, sen nereden bildin?  “Vahiy mi geliyor”, “hayır vahiy değil, basiret, feraset…Vahiy gelmiyor ama hissediyorum”


KUR’AN ÜZERİNDE ÇALIŞMALAR YAPIN ÖMRÜNÜZÜ KUR’AN’A VERİN


Bunun yolu kolay. Kur’an üzerinde çalışmalar yapın. Ömrünüzü Kur’an’a verin. Ben çocuktum, Kur’an’ı anlatıyordum, hala anlatıyorum. Kolay, sen de 30-40 sene Kur’an-ı anlat. Bu davanın ıstırabını çek. Gece gündüz uğraş, dert et. Bak nasıl anlamaya başlarsın. Kolay, bunu yapmıyorlar, ondan sonra, "Nasıl görüyorsun?" diyorlar.  

Onlar bana şaşıyorlar ben de göremeyenlere şaşırıyorum. "Bu kadar açık şeyleri nasıl göremiyorlar?" diyorum. Bana çok açık, bu da mı suç yani?


 İlgili Haber;

Alparslan Hocanın Mahkemesinin Ertelenmesine Sebep Olan Yeni İddianame!

 



0 Yorum

Yorum Yaz