Batı Şeria ve işgal altındaki Kudüs'te, Filistinlilere yönelik baskıların kapsamı genişliyor. Filistin topraklarını savunma ve yerleşimle mücadele için faaliyet gösteren Ulusal Büro tarafından yayımlanan haftalık raporda, 10-16 Ocak 2026 tarihleri arasında bölgedeki ihlallerin belirgin bir şekilde tırmandığı kaydedildi.
Raporda öne çıkan başlıklar arasında yeni yerleşim projeleri, artan ev yıkımları, zorla tahliyeler, arazi gasp girişimleri ve işgalci güçlerin koruması altındaki yerleşimci grupların saldırıları yer aldı. Bu ihlallerin, bölgede yeni bir fiili durum yaratma ve Filistinlileri sistematik olarak yerinden etme amacını güttüğü ifade edildi.
Kudüs'e Yönelik Yeni Yerleşim Projeleri
Raporda, Kudüs'teki projelerin ön plana çıktığı belirtildi. Eski Atarot havaalanı arazisine inşa edilmesi planlanan ve 9 bin konutu öngören projenin, Filistinlilerin şehirdeki kentsel gelişimini fiilen engelleyeceği vurgulandı. Şeyh Cerrah Mahallesi'nde ise "Nahlat Şimon" projesi kapsamında Um Harun bölgesinin tamamen yıkılarak yerine yüzlerce yerleşim birimi inşa edilmesinin planlandığı aktarıldı.
Yıkımlar, Tahliyeler ve Yerleşimci Saldırıları
Silvan'daki Baten el-Heva Mahallesi'nde 29 Filistinli ailenin, yerleşimci dernekler lehine mahkeme kararıyla evlerinden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bildirildi. Beytüllahim çevresindeki mülteci kampı ve köylerde de bir dizi yapının yıkıldığı ifade edildi.
Batı Şeria'nın çeşitli kent ve köylerinde ise işgalci yerleşimci grupların saldırılarında artış yaşandığı kaydedildi. El Halil, Nablus, Ramallah ve Selfit gibi bölgelerde Filistinlilere ait evlere ve tarım arazilerine yönelik saldırılar düzenlendiği, toprakların tahrip edildiği ve ailelerin bölgeyi terk etmeye zorlandığı belirtildi. Ramallah'ın doğusundaki el-Muğayyir köyünde ise 14 yaşındaki Muhammed Saad en-Nassan, bu saldırılar sırasında şehit edildi.
Fiili Durum Değişikliği ve Uluslararası Hukukun İhlali
Raporun sonuç bölümünde, işgalci gücün yeni yerleşim projeleri, yıkımlar ve zorla yerinden etmeler yoluyla uluslararası hukuku açıkça ihlal ederek Filistin topraklarında fiili durumu değiştirmeye devam ettiği vurgulandı. Bu politikaların Filistinlilerin günlük yaşamını daha da zorlaştırdığı ve barışçıl bir çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğu ifade edildi.