Peygamber efendimiz 12 Rebiülevvel tarihinde, Suudi Arabistan’ın Mekke şehri, Haşimoğulları mahallesinde dünyaya gelmiştir. Peygamberlerin sonuncusu fahri kâinat Efendimiz (s.a.v)’in dünyaya gelmesinden önce ve sonrasında zuhur eden bazı kutsal işaretler ve rivayetler O’nun peygamberliğinin habercisi olarak kabul edilmiş; bu olaylar, getirdiği mesajın ilahi kaynaklı, tüm insanlığı kapsayan bir rahmet olduğunu göstermiştir.
Peygamber Efendimizin doğumu nerede ve ne zaman oldu?
İki Cihan güneşi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in dünyaya teşrifleri Fil yılında, 12 Rebiülevvel ayı pazartesi günü gecesinde, Arap Yarımadası’nın Hicaz bölgesinde bulunan Mekke şehrinde olmuştur. Bu tarih Miladi takvime göre ise 20 Nisan 571 yılına rastlamaktadır. Yine Peygamber efendimizin ahirete irtihalinin de bu ay içerisinde olduğu rivayet edilmektedir. Meşhur rivayetlere göre 12 Rebiülevvel pazartesi gününe denk gelmektedir.
Peygamberimizin Zuhurunu Müjdeleyen Olaylar ve Haberler
Fahri kâinat peygamber efendimiz (s.a.v) gerek doğmadan önce gerek doğduktan sonra bazı kutsal mesaj içerikli olaylar ve hadiseler gerçekleşmiştir. Bunlardan birkaç tanesini zikredecek olursak;
Allah Teala Ali imran suresi 81. ayette “Hani bir vakit Allah Teâlâ peygamberlerden ahit almıştı: “Ant olsun ki size kitap ve hikmet verdim; sizde olanı tasdik eden bir peygamber gelecek, O’na mutlaka inanacaksınız ve O’na mutlaka yardım edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?” demişti. ‘İkrar ettik’ demişlerdi de: “Şâhit olun, bende sizinle beraber şahitlerdenim.” demişti.” buyurarak önceki peygamberlerden, peygamber efendimize iman edip O’na yardımcı olacakları hususunda ahd aldığını bizlere bildirmiştir. Bu Peygamber efendimizin zuhurunun en büyük müjdelerinden biridir.
Yine Allah Teala Bakara suresi 129. ayette Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail (a.s)’in Kabe’yi inşaa ederken Peygamber Efendimiz için şöyle dua da bulunduklarını bizlere bildirmektedir. ““Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, kitap ve hikmeti öğretecek ve onları tezkiye edecek bir peygamber gönder! Çünkü aziz olan ve her şeyi yerli yerince yapan yalnız Sen’sin!”
Yine Allah Teala Saff suresi 6. ayette Hz. İsa Aleyhisselam’ın peygamberliğini İsrailoğullarına bildirirken Rasulullah’ı müjdelediğini bizlere haber veriyor. ““Meryem oğlu Îsâ: “Ey İsrâîloğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrât’ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allâh’ın size gönderilmiş bir peygamberiyim!” demişti.”
Yine başka bir rivayette Peygamber efendimizin annesi Hz. Amine, kâinatın efendisi Peygamberimiz (S.a.v)’e hamile iken bir rüya görmüş ve kendisine rüyasında şöyle denilmişti; “Ey Âmine! Sen bu ümmetin efendisine hâmilesin! Dünyayı şereflendirdiği zaman: ‘Her hasetçinin şerrinden O’nu tek olan Allah’a havale ederim!’ diye dua et ve O’na ‘Muhammed’ ismini ver!”
O yüzdendir ki Peygamber efendimiz “Ben, ceddim İbrâhim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annemin rüyasıyım.” buyurmuşlardır.
Bu konuda bu ve benzeri birçok ayet ve rivayetler vardır.
Peygamberimizin Doğumundan Önceki Toplum
Peygamber efendimiz (S.a.v) doğmadan önce sadece Arap Yarımadası değil dünya toplumları da gerek ahlaki gerek manevi açıdan karanlık ve şirk içerisindeydi. Sosyal adaletin olmadığı, güçlülerin zayıfları ezdiği, devletlerin sürekli birbirleri ile savaş halinde olduğu, toplumsal huzuru bozan birçok fitne ve fesatın yaygın olduğu bir hal içerisindeydi. Kumar, faiz, kan davaları ve daha nice haram bataklığına düşmüş bu toplumlar da kız çocuklarının diri diri gömülmesi ve kölelik çok yaygındı.
İki cihan serveri Peygamberimiz (s.a.v) gelmezden önce dünya dini, iktisadi ve sosyal alanlarda en büyük buhranlardan birini yaşıyor, Allah’ın göndermiş olduğu din ve kitaplar değiştirilmiş Allah’ın şeriatı arkalara atılmıştı. Arap Yarımadası’nda Hz. İbrahim (a.s) den gelen Tevhid inancı yozlaşmış yerine Putperestlik yerleşmişti. İnsanlar kendi elleri ile yaptıkları putlara tapıyor onların Allah ile kendi aralarında aracılar olduklarına inanıyorlardı. Bu duruma ek olarak diğer bölgeler de Yahudilik, Hristiyanlık, Mecusilik, Sabilik dinleri yaygındı.
Bi’setten önce yaşayan dünya dinlerinde ve toplumların da birçok yönde cahiliye zihniyeti yaşadığı gibi kadına bakışta da hat safhada idi. Kadın değersiz bir meta gibi görülüyor, miras, boşanma, mal alıp satma gibi haklardan mahrum ediliyordu. Peygamber efendimiz (s.a.v) Allah (a.c)’den aldığı emir ve buyruklarla 23 yıllık risalet döneminde kadınları hayal dahi edemeyecekleri kadar itibarlı bir konuma ulaştırmış, mal hürriyeti, miras hakkı, boşanma, ilim öğrenme ve öğretme, şahitlik yapabilme gibi bazı haklara sahip olmasını sağlamıştır.
Cahiliye dönemi dediğimiz bu dönem her ne kadar ahlaki çöküşle anılsa da Araplar cömert, sözünde duran, misafir perver, akrabaya yardım ve hakkı gözetme gibi güzel hasletlere de sahipti. Ancak bu özellikler temel ahlaki ilkeler olmayan toplumlar da toplumsal huzuru sağlamaya yetmiyordu.
Peygamber efendimiz böyle bir topluma doğmasına rağmen Allah Teala kendisini toplumda yaygın olan kötü alışkanlıklardan uzak tutmuştur. Kadı İyad, İnşirah suresinde geçen “Belini büken yükü kaldırmadık mı?” ayetini Allah ‘peygamberini peygamberlikten önceki devirde yapabileceği hatalardan koruduğu’ şeklinde yorumlamıştır.1
Fil Hadisesi
Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın doğumundan yaklaşık 52 gün önce Mekke halkı, tarihe Fil yılı olarak geçecek, Yemen Valisi Ebrehe’nin insanların Kâbe yerine San’a da yaptırdığı Kulleys adında ki kiliseye ziyaret etmelerini sağlamak için Fil ordusu ile Mekke’ye hareket etmesi ve Allah’ın ebabil kuşlarının attığı küçük taşlarla Ebrehe ve ordusunu helak etmesi olayına tanıklık etmiş. Böylece Allah, Rasulünü göndermeden önce Kabe’nin kutsiyetini ve kendi gücünü gözler önüne sermiştir.
Hz. Muhammed (S.a.v) ’in Soyu, Çocukluğu ve Gençliği
Hz. Muhammed (s.a.v) şerefli soyu Hz. İsmail (a.s)’in oğlu, Kayzar sülalesinin en şereflisi olan Adnaniler koluna kadar uzanır. O Kureyş kabilesinin Haşimoğulları sülalesindendir. Peygamberimiz soyunun temiz oluşuna dair "Ben mütemadiyen temiz babaların sülbünden, temiz anaların rahmine naklolunageldim" 2 buyurmuştur.
Babası Abdullah, Annesi Amine’dir. Babası peygamberimiz doğmadan önce ticaret maksadı ile gittiği Şam’da vefat etti. Rasulullah’ın daha güzel bir bölgede yetişmesi, sıhhatli olması ve Arapça’yı daha fasih konuşabilmesi için dört yaşına kadar süt annesi Halime’ye verildi. Annesi peygamberimiz 6 yaşında iken Ebva köyünde vefat etmiş böylece peygamberimiz çok küçük yaşlarda hem yetim, hem öksüz kalmıştır. Dedesi Abdulmuttalib peygamberimiz 8 yaşında iken vefat etmiştir. Daha sonra amcası onu yanına aldı ve himaye etti.
Peygamberimizin soyu kızı Hz. Fatıma ve torunu Hz. Hasan ve Hüseyin üzerinden günümüze ulaşmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), gençliğinde dürüstlüğü ve güvenilirliğiyle “el-Emîn” olarak tanınmış, ticarette adaletli davranışı ve Kâbe hakemliğinde sergilediği hikmetli çözümüyle de toplumda büyük saygınlık kazanmıştır.
Peygamber Efendimiz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Peygamberimizin anne ve babası ehli cennet midirler?
Bu mesele İslam âlimleri arasında ihtilaflıdır. Sahih rivayetlerde kesin bir hüküm bulunmaz. Bu nedenle en doğru yaklaşım, onların durumunu Allah’a havale etmek ve kesin konuşmamaktır.
Peygamber Efendimizin ilk süt annesi kimdir?
İlk olarak Süveybe Hatun emzirmiş, ardından asıl süt annesi Halime bint Ebî Züeyb (Halime-i Sa‘diye) olmuştur.
Hz. Muhammed Peygamber olmadan önce nasıl ibadet ederdi?
Peygamberlikten önce putlara tapmamış, Hanif dini üzere tefekkür ve ibadet etmiştir. Özellikle Hira Mağarası’nda inzivaya çekilip Allah’ı zikretmiştir.
Peygamber Efendimiz kaç yaşında peygamber oldu?
Rasulullah, 40 yaşında ilk vahyi alarak peygamber olmuştur. İlk vahiy Mekke’deki Hira Mağarası’nda Cebrâil (a.s.) tarafından “Oku!” emriyle Alak suresinin ilk 5 ayeti gelmiştir.
Peygamber Efendimiz kaç evlilik yaptı ve eşleri kimlerdir?
Toplam 11 evlilik yapmıştır. En bilinen eşleri: Hz. Hatice, Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Ümmü Seleme ve Hz. Zeynep’tir.
Peygamber Efendimizin çocukları kimlerdir?
Çocukları Hz. Hatice (r.a)’dan doğma Kâsım, Abdullah, Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma, Hz. Mariye (r.a)’den doğma İbrahim olmak üzere toplamda 8 tanedir. Hz. Fatıma hariç bütün evlatları kendisinden önce vefat etmiş soyu Hz. Fâtıma üzerinden devam etmiştir.
Peygamber Efendimizin vefatı ne zaman ve nasıl gerçekleşti?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hicrî 11 yılında, Rebîülevvel ayının 12. günü (miladî 632 yılı), Medine’de vefat etmiştir. Vefatından önce yaklaşık 13 gün süren bir hastalık dönemi geçirmiştir. Bu hastalık sırasında yüksek ateş ve halsizlik yaşamış, buna rağmen ümmetine son nasihatlerini iletmeye devam etmiştir.
Hastalığının ağırlaştığı günlerde mescide çıkamayacak duruma gelince, namazı kıldırması için Hz. Ebû Bekir’i görevlendirmiştir. Bu durum, aynı zamanda ümmete liderlik konusunda önemli bir işaret olarak kabul edilmiştir.
Vefatına yakın anlarda, Hz. Âişe validemizin odasında bulunuyordu. Başını onun göğsüne yaslamış haldeyken, misvak kullanmak istemiş ve ardından son nefesini vermiştir. Onun vefatı sahâbe üzerinde derin bir üzüntü ve sarsıntı meydana getirmiştir. Hz. Ömer ilk anda bu duruma inanmakta zorlanmış, ancak Hz. Ebû Bekir imam Buhari’den rivayetle “Muhammed’e tapan bilsin ki Muhammed vefat etmiştir; Allah’a tapan bilsin ki Allah diridir” diyerek toplumu sükûnete davet etmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), vefat ettiği yere, yani Hz. Âişe’nin odasına defnedilmiştir. Bugün bu mekân, Mescid-i Nebevî içinde yer almaktadır. Onun vefatıyla vahiy sona ermiş, ancak Kur’ân ve sünnet rehberliği kıyamete kadar devam edecek bir miras olarak ümmete bırakılmıştır.
Peygamber Efendimizin ümmetine bıraktığı en önemli miras nedir?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ümmetine en büyük miras olarak Kur’ân-ı Kerîm ve sünnetini bırakmıştır. Kur’an, Allah’ın değişmeyen kelamı olarak hayatın tüm alanlarına rehberlik ederken; sünnet, bu ilahî mesajın nasıl yaşanacağını gösteren pratik örnektir.
Peygamber efendimiz (s.a.v) Veda Hutbesinde “Size iki şey bıraktım; onlara sarıldıkça asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünneti”3 buyuruyor. Bu miras, sadece ibadetleri değil ahlâkı, toplumsal ilişkileri ve adaleti de kapsayan şumüllü bir yaşam rehberidir.
Dipnotlar:
1. Kadı Iyaz, eş-Şifa bi-Ta‘rif Hukukil Mustafa, (2022), c. 1, s. 80.
2. Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih Tercemesi: 10. cilt, 44.
3. Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26
Alparslan Kuytul Hoca'dan Hz. Peygamber'in (sav) hayatını dinlemek için tıklayınız.