İran, Hürmüz Boğazı’nı Kapattı: “ABD Taahhüdünü Yerine Getirmedi”

İran, ABD ve İsrail’in Lübnan ateşkesine ilişkin mutabakat zaptını ihlal ettiği gerekçesiyle stratejik Hürmüz Boğazı’nı tüm gemilere kapattı. Tahran yönetimi, Washington’un Siyonist İsrail’i kontrol etme taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek, anlaşmanın bütünlüğünün tehlikeye girdiğini duyurdu.

Eklenme Tarihi: 20 Haz 2026
3 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 20 Haz 2026
İran, Hürmüz Boğazı’nı Kapattı: “ABD Taahhüdünü Yerine Getirmedi”

İran Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Hatemül Enbiya Merkez Karargahı tarafından yapılan resmî açıklamayla, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatıldığı ilan edildi. Tahran, bu sert adımı, ABD ile imzalanan mutabakat zaptının açıkça ihlal edilmesi ve Siyonist İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını sürdürmesi üzerine aldığını bildirdi.

Hürmüz Boğazı Neden Kapatıldı? İran’ın Gerekçesi Net

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bakai yaptığı açıklamada, kararın arkasındaki temel sebebi şöyle özetledi: “Lübnan ateşkesinin ihlali, mutabakat zaptının tamamını krize soktu. Washington, Siyonist rejimi kontrol altına alma taahhüdünü yerine getirmedi.”

Sözcü, mutabakatın ilk maddesinde “Lübnan dahil tüm cephelerde savaşı sona erdirmek” ifadesinin yer aldığını ve bunun karşılıklı yükümlülüklerin en hayati parçası olduğunu vurguladı. İran’ın kendi taahhütlerine sadık kaldığını ancak diğer tarafın Siyonist İsrail’i ateşkese zorlama konusunda başarısız olduğunu ve böylece anlaşmayı ihlal ettiğini belirtti.

“Tek Paket” Uyarısı: Bir Madde İhlal Edilirse Hepsi Tehlikeye Girer

Bakai, dikkat çeken bir noktaya daha parmak bastı: Deniz ablukasının sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla ilgili adımlar atılmış olsa da, bu mutabakat zaptının “tek bir paket” olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

“Birinci maddenin ihlali, tüm anlaşmanın sorgulanması anlamına gelir. Karşı taraf derhal gerekli önlemleri almazsa, anlaşmanın tamamı ciddi tehlike altındadır.”

Bu açıklama, Tahran’ın sadece boğazın açılmasını değil, tüm anlaşmayı bağlayıcı bir bütün olarak ele aldığını ve ABD’nin atacağı adımları beklediğini gösteriyor.

İran’dan Sert Mesaj: “Söz Karşılığında Söz, Eylem Karşılığında Eylem”

İran Dışişleri Sözcüsü, ülkesinin dış politikasının temel felsefesini net bir dille ortaya koydu: “İran, ‘söz karşılığında söz ve eylem karşılığında eylem’ ilkesine dayanarak anlaşmayı uygulayacaktır.”

Sözcü, bu mutabakatın uluslararası arabulucuların yoğun çabaları, Tahran’ın iyi niyeti ve sahadaki güç gösterisiyle haftalar süren müzakereler sonucu imzalandığını hatırlattı. İran’ın hiçbir zaman uygulama garantisi olmayan veya havada kalan bir taahhüt imzalamadığını; aksine, belgenin maddelerini hayata geçirmek için her türlü çabayı göstereceğini vurguladı.

Misilleme Tehdidi: “Stratejik Yeteneklerimizle Karşılık Vereceğiz”

Tahran yönetimi, anlaşmanın karşı tarafına açık bir tehdit de savurdu. Sözcü Bakai, “Düşman, yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddeder veya uygulamayı sabote ederse, İran İslam Cumhuriyeti stratejik yeteneklerine dayanarak pişmanlık duyulacak ve kararlı misilleme önlemleri alacaktır” ifadelerini kullandı.

Lübnan’daki İnsanlık Dramı ve İşgal Gerçeği

İran’ın kararında, Lübnan’ın güneyinde yaşanan insanlık dramı da belirleyici oldu. Açıklamada, Siyonist İsrail’in ateşkes rejimini sürekli ihlal ettiği, yüz binlerce insanın öldürüldüğü veya yerinden edildiği ve işgal güçlerinin henüz bölgeden çekilmediği gerçeklerine dikkat çekildi. Tahran’a göre, ABD’nin savaşı sona erdirme maddesini açıkça ihlal etmesi, boğazın kapatılmasını meşru kılıyor.

Küresel Enerji Piyasaları Tedirgin

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. Boğazın kapatılması, küresel enerji fiyatlarında ani yükselişlere ve arz güvenliğine ilişkin ciddi endişelere yol açabilir. ABD’li yetkililerden henüz resmî bir teyit gelmezken, bölgedeki tüm deniz trafiğinin durma noktasına gelmesi, uluslararası piyasalarda hareketliliği artırdı.

Uzmanlar, İran’ın bu hamlesinin aynı zamanda ABD’ye müzakere masasında baskı kurma amacı taşıdığını ve taraflar arasındaki gerilimin önümüzdeki günlerde daha da tırmanabileceğini belirtiyor.