Ateşkes İhlalleri Sürüyor: İHA Saldırıları ve Ağır Silahlar
Lübnan resmi ajansı NNA'da yer alan bilgilere göre, işgalci İsrail ordusu güneydeki direniş hatlarına ve sivil alanlara yönelik saldırılarına ara vermedi:
-
Mansuri Beldesine İHA Saldırısı: İşgalci rejime ait insansız hava araçları (İHA), Sur kentine bağlı Mansuri beldesini bombaladı.
-
Nebatiye Kırsalında Yaylım Ateşi: Lübnan'ın güneyinde konuşlu işgalci kara güçleri; Nebatiye kentine bağlı Hadasa, Kuneyn ve Tayri beldelerini ağır otomatik silahlarla taradı.
Kayıp Vatandaşların Naaşlarına Ulaşıldı
26 Haziran'da ABD'nin başkenti Washington'da Lübnan ile işgalci rejim arasında sağlanan çerçeve anlaşmasından bu yana Nebatiye kırsalında kendilerinden haber alınamayan bazı Lübnan vatandaşlarının akıbeti netleşti.
Arama kurtarma çalışmalarında kayıp vatandaşlardan 3'ünün şehit olduğu belirlenirken, 1 vatandaş ise ağır yaralı halde bulundu. Yaralı olarak kurtarılan sivilin Sur kentindeki bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ve saldırı sonucu zarar gören bacağının ampute edildiği aktarıldı. Söz konusu sivillerin işgalci ordu tarafından tam olarak ne zaman hedef alındığına dair ise bilgi verilmedi.
Ağır İnsani Bilanço ve Kağıt Üzerinde Kalan Anlaşmalar
İşgalci İsrail ordusunun 2 Mart'ta başlattığı yoğun hava saldırıları ve ardından gelen kara işgali, Lübnan coğrafyasında çok ağır bir yıkıma yol açtı. Lübnan hükümeti verilerine göre, saldırılar nedeniyle evlerini terk ederek yerinden edilen sivillerin sayısı 1 milyonu aşmış durumda.
Sürecin başından bu yana diplomatik alanda şu gelişmeler yaşanmıştı:
-
17 Nisan: 10 günlük geçici ateşkes yürürlüğe girdi, ardından Donald Trump yönetimi tarafından 3 hafta daha uzatıldı.
-
17 Mayıs: ABD arabuluculuğunda yapılan 3. tur görüşmelerle ateşkes 45 gün daha uzatıldı.
-
14 Haziran: İran ve ABD arasında, Pakistan aracılığıyla Lübnan dahil savaşı durdurmayı öngören 14 maddelik bir mutabakata varıldığı duyuruldu.
-
26 Haziran: Washington'daki 5. tur doğrudan müzakerelerin ardından Lübnan ile işgalci İsrail arasında bir çerçeve anlaşması imzalandı.
Tüm bu diplomatik protokollere ve mutabakat metinlerine rağmen, sahadaki işgalci unsurların ateşkesi hiçe sayan saldırıları, sağlanan anlaşmaların kalıcı bir barış getirmekten uzak olduğunu ve işgalci rejimin hukuk tanımazlığının sürdüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.