ABD ve İran arasında yeni savaş hazırlığı
ABD ile İran arasında haftalar süren doğrudan askeri temasın ardından ilan edilen kırılgan ateşkes, sahadaki gelişmeler ışığında kalıcı bir çözümden çok stratejik bir “yeniden silahlanma” sürecine evriliyor. Bölgeden gelen veriler, her iki tarafın da askeri kapasitesini hızla güçlendirdiğini ortaya koyarken, uzmanlar bu dönemi “fırtına öncesi sessizlik” olarak tanımlıyor.
İran yeraltı tesislerini yeniden ayağa kaldırıyor
İran, çatışmalarda zarar gören askeri altyapısını onarmak için kapsamlı bir çalışma yürütüyor. Özellikle “füze şehirleri” olarak bilinen yeraltı tesislerinde dikkat çekici bir hareketlilik gözleniyor. Uydu görüntülerine yansıyan faaliyetler; Tebriz, Humin ve İsfahan çevresindeki stratejik noktalarda onarım çalışmalarının yoğunlaştığını gösteriyor.
İran Devrim Muhafızları’nın, saldırılar sırasında hasar gören alanları yeniden işler hale getirmeye ve kullanılabilir durumdaki füze stoklarını yeniden konuşlandırmaya odaklandığı belirtiliyor. Ayrıca patlamamış mühimmatın etkisiz hale getirilmesi ve depolardaki sistemlerin güçlendirilmesi, Tahran’ın savunma kapasitesini kısa sürede eski seviyesine çıkarma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD’den bölgeye yoğun askeri destek
ABD ise Orta Doğu’daki müttefiklerine yönelik askeri desteğini artırmış durumda. Özellikle İsrail’e yönelik mühimmat sevkiyatında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Son veriler, kısa süre içinde Aşdod ve Hayfa limanlarına binlerce ton askeri yük ulaştırıldığını ortaya koyuyor.
Bununla birlikte Avrupa üzerinden gerçekleştirilen yoğun askeri kargo uçuşları, Washington’un bölgedeki askeri varlığını güçlendirme stratejisinin sürdüğünü gösteriyor. ABD’nin aynı zamanda İran’ın enerji ihracatını hedef alan deniz ablukasını sıkılaştırması, ekonomik baskı ile askeri hazırlığın eş zamanlı yürütüldüğüne işaret ediyor.
Olası yeni çatışma senaryoları
Askeri analizlere göre, önceki çatışma süreci taraflar açısından kesin bir sonuç üretmiş değil. İran’ın elinde bulunan balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesinin önemli ölçüde korunduğu değerlendirilirken, ABD ve müttefiklerinin ise bu sistemlerin operasyonel kabiliyetini sınırlamaya odaklandığı biliniyor.
Uzmanlar, mevcut ateşkes sürecinde tarafların yeni bir askeri doktrin geliştirmemesi halinde, olası bir çatışmanın yine uzun süreli ve yıpratma odaklı bir karakter taşıyacağını öngörüyor. Bu durum, Orta Doğu’da kalıcı istikrar ihtimalinin zayıf kaldığına işaret ediyor.