ABD’li Büyükelçi Mike Huckabee’den “Vadedilen Topraklar” Açıklaması: Türkiye’yi de Kapsayan “Büyük İsrail” Tartışması

ABD’nin İşgalci İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, katıldığı bir programda işgalci İsrail’in “vadedilen topraklar” iddiasına ilişkin sözleriyle uluslararası kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Açıklamalar, Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülkenin topraklarını kapsadığı iddia edilen “Büyük İsrail” söylemi üzerinden geniş yankı uyandırdı.

Eklenme Tarihi: 24 Şub 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 24 Şub 2026
ABD’li Büyükelçi Mike Huckabee’den “Vadedilen Topraklar” Açıklaması: Türkiye’yi de Kapsayan “Büyük İsrail” Tartışması

ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın programında konuşan Huckabee, işgalci İsrail’in “vadedilen topraklar” söylemine ilişkin soruya, “İsrail’in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi” ifadeleriyle yanıt verdi. Bu sözler, başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere birçok devlet tarafından sert şekilde eleştirildi.

“Vadedilen Topraklar” ve İşgalci Büyük İsrail İddiası Nedir?

Tevrat’ta yer aldığı belirtilen “vadedilen topraklar” kavramı, Nil Nehri ile Fırat Nehri arasındaki geniş coğrafyayı kapsıyor.

iddia doğrultusunda;

Filistin

Lübnan

Ürdün

Suriye

Irak

İran

Mısır

Suudi Arabistan

Kuveyt

Türkiye

gibi ülkelerin topraklarının bir kısmı veya tamamı üzerinde hak iddia ediliyor.

13 Ülkeden Ortak Kınama

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 13 ülke ile birlikte;

İslam İşbirliği Teşkilatı

Arap Birliği

Körfez İşbirliği Konseyi

ortak bir açıklama yayımlayarak Huckabee’nin sözlerini “uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlali” olarak nitelendirdi.

Açıklamada, işgalci İsrail’in Filistin toprakları ve diğer ülkelerin toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığı vurgulanarak, ilhak ve yerleşim faaliyetlerinin reddedildiği belirtildi.

Türkiye’nin Tutumu Tartışma Yarattı

Türkiye’nin söz konusu ortak bildiriyi imzalamakla yetindiği, ayrıca Dışişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bildiriyi kamuoyunda ayrıca paylaşmamasının dikkat çektiği ifade ediliyor.

İktidarın ABD ile ilişkiler bağlamında daha temkinli bir tutum sergilediği belirtildi.

Emperyalist Trump’ın Gazze Planı ile Çelişki İddiası

“Barış” adı altında bir bölgenin kimliğinin, halkının ve tarihinin dönüştürülmeye çalışılması; asla meşru bir çözüm olarak görülemez. Gerçek barış, işgalin sona ermesi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının tanınmasıyla mümkündür.

Bölgesel Güvenlik ve Uluslararası Hukuk Vurgusu

Kınama metninde öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

İşgal altındaki Filistin topraklarında işgalci İsrail egemenliğinin reddi

Batı Şeria’nın ilhakına karşı çıkış

Gazze’nin statüsünün değiştirilmesine yönelik girişimlerin reddi

4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız Filistin devleti vurgusu

Bölgesel Barış ve İstikrarın Korunması Çağrısı

Orta Doğu zaten kırılgan dengeler üzerine kurulu bir coğrafya. Mezhepsel çatışmalar, sınır sorunları, vekâlet savaşları ve enerji rekabeti bölgeyi hassas kılıyor. Bu ortamda:

İşgalin meşrulaştırılması,

Sınırların dini referanslarla yeniden tartışmaya açılması,

Demografik yapının değiştirilmesi,

Zorla yerinden etme politikaları,

bölgesel barışı doğrudan sabote eden adımlar olarak görülüyor.

Bir ülkenin “vaat edilmiş topraklar” iddiasıyla başka devletlerin egemenliğini tartışmaya açması, sadece Filistin’i değil; Türkiye dahil birçok bölge ülkesini ilgilendiren bir güvenlik sorunu doğurur. Bu söylem, diplomatik çözüm zeminini daraltır ve çatışma riskini büyütür.