AP'den Türkiye Raporu: "Hukuk ve Demokrasi Erozyonu Üyelik Sürecini Tıkar"

Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin AB üyelik sürecine ilişkin yıllık raporu 381 oyla kabul etti. Raporda, hukukun üstünlüğü ve demokrasi alanındaki gerilemeye dikkat çekilirken, özellikle CHP'ye yönelik hukuki süreçler sert dille eleştirildi. AP ayrıca AB kurumlarını ve üye devletleri Ankara karşısında "daha net bir tutum" almaya çağırdı.

Eklenme Tarihi: 04 Tem 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 04 Tem 2026
AP'den Türkiye Raporu: "Hukuk ve Demokrasi Erozyonu Üyelik Sürecini Tıkar"

Raporun içeriği: "Türkiye otoriter modele ilerliyor"

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu, çarşamba günü düzenlenen oturumda Türkiye'ye ilişkin yıllık raporu görüştü. 381 evet, 107 hayır ve 171 çekimser oyla kabul edilen metinde, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde beklenen demokratik reformları hayata geçirmediği vurgulandı.

AP Türkiye Raportörü Sanchez Amor, genel kuruldaki konuşmasında çarpıcı ifadeler kullandı: "Türkiye hızla tamamen otoriter bir modele doğru ilerliyor. Ana muhalefet partisi CHP'yi ve meşru liderliğini hedef alan son hukuki süreç, demokratik çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün uğradığı erozyonun son örneğidir."

Raporda, Ankara'nın AB üyeliğine bağlılığını yineleyen açıklamalarına karşın, katılım önündeki temel engellerin kaldırılmadığı belirtildi. AP milletvekilleri, Türkiye'den hukukun üstünlüğü, insan hakları, basın özgürlüğü ve temel haklar alanlarında somut ilerleme kaydedilmesini talep etti.CHP'ye yönelik süreçler rapora damga Vurdu.

Raporda en dikkat çeken bölüm, ana muhalefet partisine yönelik hukuki süreçlere ayrılan kısım oldu.

AP, "CHP ve meşru liderliğini hedef alan yargı süreçleri, yargının siyasi amaçlarla silah olarak kullanıldığını açıkça göstermektedir" değerlendirmesinde bulundu.

"Siyasi Rekabet Ciddi Tehdit Altında"

Avrupalı vekiller, Türkiye'de demokratik çoğulculuğun ve siyasi rekabetin ciddi tehdit altında olduğu uyarısını yaptı.

Raporda ayrıca, Türk toplumunun AB yanlısı ve demokratik kesimlerinin yalnızlaştırıldığı, bunun uzun vadeli ve geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

AB kurumlarına eleştiri: "Sessizlik AB'nin imajını zedeliyor"

Rapor sadece Ankara'yı hedef almakla kalmadı; Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS) ve üye devletlere yönelik de ağır eleştiriler içerdi.

AP, AB kurumlarını Türkiye karşısında daha güçlü ve net bir duruş sergilemeye çağırdı.

Raportör Amor, bu noktada şu uyarıyı yaptı:

"Bu vahim durum karşısında, Türkiye'de demokrasinin tasfiye edilmesine göz yummaya devam eden Komisyon ve üye devletlerin sessiz kalması bizi derinden endişelendiriyor. Bu sessizlik, AB'nin imajını ve inandırıcılığını zedeliyor."

Ankara'dan ilk tepki: "Kabul edilemez"

Dışişleri Bakanlığı, AP raporuna ilişkin sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada raporun "yanlış bilgilere ve temelsiz iddialara dayandığı" savunuldu.

Bakanlık, "Türkiye'de devam eden yargı süreçleri bağımsız Türk yargısı tarafından yürütülmektedir. Bu süreçlere yönelik dış müdahale ve siyasi değerlendirmeler kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Ankara ayrıca, raporun Türkiye-AB ilişkilerinde olumlu gündemin önem kazandığı bir dönemde siyasi bir yaklaşımla hazırlandığını belirterek tepkisini dile getirdi.

AP raporları bağlayıcı değil ama yol gösterici

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporları yasal olarak bağlayıcı değil. Ancak Brüksel'in Ankara'ya bakışındaki siyasi eğilimleri yansıtması açısından önem taşıyor.

Son rapor, iki temel mesajı öne çıkarıyor:

Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik önemi — NATO müttefiki rolü ve bölgesel aktörlüğü — AB tarafından açıkça kabul ediliyor.

Ancak demokrasi, hukuk devleti ve temel haklar alanındaki eleştiriler, Ankara-Brüksel hattındaki en kritik ve çözümsüz başlık olmaya devam ediyor.

İlişkilerin geleceği, Türkiye'nin bu alanlarda atacağı somut adımlara ve AB'nin bu adımları nasıl karşılayacağına bağlı olacak.