Siyonist İsrail rejimi, uluslararası hukuku hiçe sayarak Filistin topraklarındaki işgalini kalıcı ve resmi bir boyuta taşımak için yeni bir yasal kılıf hazırlıyor. Gazze Şeridi'ne yönelik askeri saldırılar dünyanın gündemini meşgul ederken, Batı Şeria'da Filistinlilerin elinde kalan son toprak parçaları da "arazi kaydı" adı altında gasp ediliyor.
1967'den Bu Yana İlk Kez: Yasal Kılıflı Soygun
Bölgeden gelen son bilgilere göre İsrail yönetimi, 1967 yılından (Altı Gün Savaşı) bu yana durdurulmuş olan Batı Şeria'daki arazi kayıt sürecini yeniden başlattı. Bu sinsi hamlenin temel amacı; fiilen askeri kontrol altında tuttuğu Filistin arazilerini, masa başında atılacak imzalarla resmen "İsrail devlet mülkü" statüsüne geçirmek.
Hedefteki 'Bölge C': Harita Ne Söylüyor?
Haberimizde yer alan güncel Batı Şeria haritası, işgalin boyutlarını ve hedeflenen "kademeli ilhakı" tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor:
Bölge A (Sarı): İdari ve güvenlik yönetimi kağıt üzerinde Filistin'e ait olan, ancak sürekli baskınlara uğrayan daraltılmış alanlar.
Bölge B (Gri): İdari olarak Filistin'de görünse de "güvenlik" bahanesiyle İsrail'in namlularının ucunda olan bölgeler.
Bölge C (Kırmızı): İdare ve güvenliği tamamen İsrail'in elinde olan ve Batı Şeria'nın tam %61'ini oluşturan devasa alan. İşte İsrail'in "devlet mülkü" yapmak için kayıt başlattığı asıl bölge burası.
Haritaya dikkatle bakıldığında, Filistin köylerinin (Sarı alanlar) etrafının kırmızı (İsrail kontrolü) ve yeşil noktalarla (yasa dışı Yahudi yerleşimleri) nasıl bir virüs gibi sarıldığı, Filistinlilerin kendi vatanlarında nasıl açık hava hapishanesine hapsedildiği net bir şekilde görülüyor.
Birleşmiş Milletler'den Tarihi İtiraf: "İlhaka Tanık Oluyoruz"
İsrail'in, haritada yeşil alanlarla gösterilen "yasa dışı yerleşim birimlerini" daha da genişletmek için attığı bu son hukuki adıma Birleşmiş Milletler'den (BM) de tepki geldi. Kurumdan yapılan açıklamada, "Batı Şeria'nın fiili olarak kademeli şekilde ilhakına tanık oluyoruz" ifadelerine yer verildi.
Uzmanlar, "Bölge C"nin tamamen İsrail mülküne geçirilmesinin, coğrafi bütünlüğü sağlanmış bağımsız bir Filistin devleti ihtimalini harita üzerinden tamamen silmek anlamına geldiği konusunda uyarıyor.