Birleşmiş Milletler’in (BM), çatışma bölgelerinde cinsel şiddet vakalarına karıştığı iddia edilen tarafların yer aldığı kara listeye İsrail’i eklemesi, uluslararası arenada yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Karar, özellikle insan hakları kuruluşları ve Filistinli kurumlar tarafından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirildi.
Filistin merkezli Uluslararası İlişkiler Konseyi tarafından yapılan açıklamada, BM’nin aldığı kararın yıllardır dile getirilen insan hakları ihlallerinin uluslararası düzeyde resmi olarak kayıt altına alınması açısından önemli bir eşik olduğu belirtildi. Açıklamada, söz konusu adımın uluslararası hukuk ilkelerinin uygulanması bakımından sembolik değer taşıdığı ifade edildi.
Konsey, İsrail’in uzun süredir Batılı ülkelerin siyasi desteği sayesinde uluslararası baskılardan korunduğu yönündeki eleştirilere dikkat çekerek, BM kararının bu algıyı zedelediğini savundu. Ancak açıklamada, kara liste kararının tek başına yeterli olmayacağı, etkin sonuçlar alınabilmesi için hukuki ve diplomatik mekanizmaların da devreye sokulması gerektiği vurgulandı.
Gözaltı Merkezleri ve İhlal İddiaları
BM raporları ile çeşitli uluslararası insan hakları kuruluşlarının çalışmalarında, İsrail hapishaneleri ve gözaltı merkezlerinde tutulan Filistinlilere yönelik cinsel şiddet, kötü muamele ve işkence iddialarına yer veriliyor. Özellikle Sde Teiman gözaltı merkezi hakkında ortaya çıkan tanıklıklar ve sivil toplum raporları, uluslararası kamuoyunda endişelere neden olmuştu.
Uzmanlar, Ekim 2023’ten bu yana Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) bazı tutuklulara erişim sağlayamamasının, gözaltı merkezlerindeki koşulların bağımsız biçimde denetlenmesini zorlaştırdığını belirtiyor.
Hapishanelerde Yaşamını Yitiren Filistinliler
İsrail merkezli İnsan Hakları İçin Doktorlar (Physicians for Human Rights) tarafından yayımlanan verilere göre, Ekim 2023 ile Kasım 2025 arasında en az 98 Filistinli İsrail hapishanelerinde hayatını kaybetti.
Raporda, ölümlerin işkence, kötü muamele, tıbbi ihmal ve çeşitli insan hakları ihlalleriyle bağlantılı olabileceğine yönelik değerlendirmelere yer verildi. İnsan hakları savunucuları, yaşanan olayların bağımsız uluslararası mekanizmalar tarafından soruşturulması çağrısında bulunuyor.
Uluslararası Baskı Çağrısı
İnsan hakları örgütleri, BM’nin aldığı kararın yalnızca sembolik bir adım olarak kalmaması gerektiğini belirterek, uluslararası toplumun süreci yakından takip etmesi çağrısında bulundu. Gözlemcilere göre, kararın sahada somut sonuçlar doğurabilmesi için diplomatik baskının ve bağımsız denetim mekanizmalarının sürdürülmesi büyük önem taşıyor.