Türkiye'nin "Asrın Felaketi" ile sarsıldığı, 85 milyonun tek yürek olup yaraları sarmaya çalıştığı o kara günlerde, yardıma geldiğini iddia eden İsrail ekiplerinin imza attığı skandallar hafızalardan silinmedi.
Dünyanın dört bir yanından gelen ekipler canla başla enkaz altına girerken, İsrail'den gelen heyetin ilk gündemi "kurtarma" değil "silah" oldu.
İlk Küstahlık: "Silahlarımızla Gireceğiz"
İsrail arama-kurtarma ekipleri, Türkiye sınırından içeriye silahlı teçhizatlarıyla girmek istedi. Türk makamlarının egemenlik haklarını ihlal eden bu talep, yetkililer tarafından kesin bir dille reddedildi. Silahların kapıda bırakılması şartıyla ülkeye alınan ekip, Antakya bölgesine sevk edildi. Ancak asıl niyetleri kısa süre sonra ortaya çıktı.
Yangından Mal Kaçırır Gibi Tarihi Eser Çaldılar
Antakya'da görev yapan Siyonist ZAKA örgütü üyeleri, bölgedeki kaos ve yıkımı fırsata çevirdi. Şehir yerle bir olmuşken enkazdaki tarihi Antakya Sinagogu'na giren İsrailli ekipler, yüzyıllık geçmişe sahip tarihi "Ester Kitabı" parşömenini yerinden söküp aldı.
Türk makamlarına haber vermeden, izin almadan ve tamamen "hırsızlık" yöntemiyle ele geçirilen bu tarihi miras, gizlice kaçırıldı. Olayın ortaya çıkması ve kamuoyunda oluşan büyük tepki üzerine parşömen daha sonra iade edilse de, yaşanan bu olay "İsrail'in felaket anında bile yağmacı zihniyetle hareket ettiğinin" en somut kanıtı olarak tarihe geçti.