ABD Başkanı emperyalist Donald Trump, Venezuela'da gerçekleştirilen ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun yakalanarak ABD'ye getirilmesiyle sonuçlanan askeri operasyonla ilgili açıklamalar yaptı. Operasyonu olağanüstü bir başarı olarak niteleyen emperyalist Trump, Venezuela'nın askeri kapasitesinin felç edildiğini iddia etti.
Ancak asıl dikkat çeken, emperyalist Trump'ın operasyonun ekonomik arka planına dair yaptığı çarpıcı itiraflar oldu. Emperyalist Trump, "Venezuela'nın petrol endüstrisini Amerikan yetenekleriyle kurduk ve sosyalist rejim bunu bizden zorla çaldı" dedikten sonra, niyetini net bir şekilde ortaya koydu: "Venezuela'daki petrolü satacağız. Büyük miktarda petrolü birçok ülkeye satacağız."
Bu sözler, uzun süredir uluslararası kamuoyunda dile getirilen, operasyonun asıl hedefinin Venezuela'nın devasa enerji kaynakları olduğu yönündeki görüşü doğruladı. Emperyalist Trump'ın bu açık itirafı, operasyonun hukuki veya ahlaki bir gerekçesinin olmadığını, tamamen ekonomik çıkar ve kaynak gaspı üzerine kurulu olduğunu gözler önüne serdi.
ABD içinden de operasyona yönelik ağır eleştiriler yükseldi. Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, yaptığı açıklamada, "Mesele uyuşturucu değil. Konu petrol ve rejim değişikliği" diyerek emperyalist Trump'ın gerekçelerinin inandırıcı olmadığını vurguladı.
Operasyonun askeri detaylarını paylaşan Genelkurmay Başkanı General Dan Keane, karmaşık bir hava harekâtı düzenlendiğini belirtti. Emperyalist Trump ise konuşmasında, ABD'nin Latin Amerika politikasını yeniden tanımladığını ima ederek, Monroe Doktrini'nden daha ileri bir aşamadan bahsetti.
Bu gelişmeler yaşanırken, ABD'nin bir askeri biriminin Gazze'deki bir insani operasyonda başarısız olup geri çekilmesi, emperyalist Trump yönetiminin önceliklerinin insani yardım değil, petrol gibi stratejik çıkarlar olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Emperyalist Trump'ın "petrolü satacağız" açıklaması, bu eleştirilerin ne kadar haklı olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Emperyalist Trump'ın bu hamlesi ve yaptığı açıklamalar, uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak görülüyor. Bir devlet başkanının yargılanmak üzere kaçırılması ve ardından ülkesinin doğal kaynaklarının satılacağının ilan edilmesi, 21. yüzyılda emperyalizmin en çıplak örneklerinden biri olarak tarihe geçti.