İran’da her yıl düzenlenen "11 Şubat (22 Behmen) Devrim Yürüyüşleri", bu yıl sadece bir kutlama değil, Trump yönetiminin %25 ek vergi tehdidi ve Haziran 2025’te yaşanan "12 Gün Savaşı" sonrası rejimin halk desteğini ölçtüğü bir "güven oylamasına" dönüştü.
"Düşman Teslim Almak İstedi, Millet Cevabını Verdi"
Ayetullah Ali Hamaney, devlet televizyonunda yayımlanan görüntülü mesajında, katılımın yoğunluğundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Mesajdaki en kritik vurgu, İran’ın dış baskılara boyun eğmeyeceğiydi:
"Bu yıl 11 Şubat’ta büyük bir iş başardınız. İran’ı gururlandırdınız ve İslam Cumhuriyeti’ne olan desteğinizi tüm dünyaya gösterdiniz. İran milletini teslim almak isteyen düşmanlar bir kez daha hayal kırıklığına uğradı."
Yürüyüşlerin 2026 Ajandasındaki Önemi
Bu yılki yürüyüşleri geçmiş yıllardan ayıran ve Hamaney'in "milli birliği koruyalım" çağrısını zorunlu kılan üç temel sebep bulunuyor:
Ekonomik Darboğaz ve Pezeşkiyan Faktörü: Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın "Maaşım 1000 dolara düştü" diyerek itiraf ettiği ekonomik çöküşün ortasında, devlet halkın meydanlara inmesini bir "beka meselesi" olarak sundu.
Trump’ın Dayatması: Trump’ın İran ile ticaret yapan ülkelere getirdiği %25 ek vergi tehdidi, Tahran sokaklarında "ekonomik direniş" sloganlarıyla karşılık buldu.
Muskat Görüşmeleri: 6 Şubat’ta başlayan gizli nükleer pazarlıklar sürerken, Hamaney meydanlardaki kalabalığı masada elini güçlendiren bir "koz" olarak kullandı.
Milli Birlik ve Dayanışma Mesajı
Hamaney, halkın "ortak bir slogan" (bağımsızlık ve direniş) etrafında birleşmesinin İran’ın gerçek kimliğini yansıttığını belirterek, "Bu milli birliği ne pahasına olursa olsun korumalıyız" dedi. Tahran, Meşhed, Tebriz ve İsfahan gibi büyük şehirlerde düzenlenen etkinliklerde, İslam Cumhuriyeti’ne destek mesajları ön plana çıktı.