İran-ABD Nükleer Müzakereleri Cenevre’de Üçüncü Tura Başladı

İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen nükleer görüşmelerin üçüncü turu, İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. Görüşmeler, Tahran’ın nükleer programı ve ABD tarafından uygulanan yaptırımların kaldırılması konularında kritik bir dönemeç olarak görülüyor.

Eklenme Tarihi: 26 Şub 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 26 Şub 2026
İran-ABD Nükleer Müzakereleri Cenevre’de Üçüncü Tura Başladı

Görüşmelere Katılan Taraflar ve Koordinasyon

İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık ederken, ABD tarafını Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil ediyor. ABD heyetinde ayrıca Jared Kushner, Başkan Donald Trump’ın danışmanı olarak yer alıyor. Görüşmeler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin koordinasyonu altında yürütülüyor.

Müzakere Sürecinin Tarihçesi

İran-ABD nükleer müzakereleri, Haziran 2025’te işgalci İsrail ve işgalyanlısı ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğramıştı. Ancak başta Türkiye olmak üzere bölgesel ülkelerin diplomatik girişimleri ve Umman’ın arabuluculuğu, sürecin yeniden canlanmasını sağladı.

6 Şubat 2026: Umman’da dolaylı görüşmeler yapıldı, taraflar temasların sürdürülmesinde mutabık kaldı.

17 Şubat 2026: Cenevre’de ikinci tur görüşmeler yapıldı ve ilerleme kaydedildi.

26 Şubat 2026: Üçüncü tur görüşmeler için Cenevre’de taraflar yeniden bir araya geldi.

Müzakere Konuları

İran, nükleer programını atom bombası üretimine izin vermeyecek sınırlamalarda sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran’dan:

Uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını,

Elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu ülke dışına çıkarmasını

istiyor.

Görüşmelerde ayrıca:

Zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı,

Yaklaşık 440 kilogram uranyum stoğunun durumu,

Yaptırımların kaldırılması ve denetim mekanizmaları

gibi kritik konular ele alınıyor.

Müzakerelerin Bölgesel Önemi

Bu görüşmeler, yalnızca İran’ın nükleer kapasitesini sınırlamakla kalmayıp Orta Doğu’da güvenlik dengeleri açısından da büyük önem taşıyor. Bir anlaşma sağlanması, bölgesel krizlerin önlenmesine ve uluslararası ticari ilişkilerin istikrara kavuşmasına katkı sağlayabilir.

Ancak uzmanlar, ABD’nin bu müzakerelerdeki amacının sadece İran’ı sınırlamakla kalmayıp, bölgedeki diğer İslam ülkelerine de baskı kurma ve gerekirse askeri müdahaleye hazırlık yapma stratejisinin bir parçası olduğunu vurguluyor. ABD’nin, Tahran üzerinde elde edeceği nükleer sınırlamaları ve denetim mekanizmalarını, uzun vadede bölgesel etkisini artırmak için bir araç olarak kullanabileceği belirtiliyor.

ABD’nin hedefi, İran’ın nükleer kapasitesini kontrol altına alarak bölgedeki güç dengesini lehine çevirmek.

Bu adım, ABD’nin gelecekteki operasyon planlarında diğer Orta Doğu ülkelerine müdahale için bir zemin oluşturabilir.

Dolayısıyla nükleer müzakereler, sadece diplomatik bir süreç değil, aynı zamanda stratejik ve askeri planlamanın bir parçası olarak değerlendiriliyor.