İşgalci İsrail’in cezaevlerinde tutulan Filistinli esirlerin yaşadığı insani dram her geçen gün derinleşiyor. Beş ay önce İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından “tutuklulara yeterli gıda sağlanmalı” yönünde karar verilmiş olmasına rağmen, sahadaki uygulamaların değişmediği belirtiliyor.
Serbest bırakılan esirlerin anlatımları ve avukatların aktardıkları, açlığın cezaevlerinde bir baskı aracına dönüştüğünü gösteriyor. Günlük yemek miktarının temel kalori ihtiyacını karşılamadığı, protein ve taze gıdaya erişimin ise neredeyse yok denecek kadar az olduğu ifade ediliyor.
22 Kilo Verdi, Oğlu Tanıyamadı
Nabluslu gazeteci Samer Khuweira, işgal altındaki Megiddo Prison ve Nafha Prison cezaevlerinde geçirdiği dokuz ay boyunca 22 kilo verdiğini açıkladı. Günde birkaç dilim ekmek ve haftada iki kez sınırlı miktarda konserve verildiğini belirten Khuweira, tahliye edildiğinde aşırı zayıflamış ve cilt hastalıklarıyla mücadele eder haldeydi. Ailesinin kendisini tanımakta zorlandığı ifade edildi.
Uluslararası haber ajansı Reuters tarafından incelenen tanıklıklar da, mahkeme kararına rağmen gıda miktarında ciddi bir artış olmadığını ortaya koyuyor.
Denetim Mekanizmaları Engelleniyor
Hak örgütleri, 2023 Ekim ayından bu yana cezaevlerine yönelik bağımsız denetimin büyük ölçüde engellendiğini belirtiyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ziyaretlerinin askıya alınması, içeride yaşananların dış dünyaya ulaşmasını zorlaştırıyor.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise daha önce yaptığı açıklamalarda cezaevi uygulamalarını savunmuş, esirlerin hak taleplerini “ayrıcalık” olarak nitelendirmişti. İnsan hakları savunucuları ise bu yaklaşımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor.
Yetersiz Beslenme Ölüme Sürüklüyor
Avukatların aktardığı bilgilere göre, birçok tutuklu ciddi kilo kaybı ve bağışıklık sistemi çöküşü yaşıyor. 17 yaşındaki Velid Ahmed’in 2025 Mart ayında cezaevinde hayatını kaybettiği, otopsi bulgularında yetersiz beslenmeye bağlı komplikasyonların tespit edildiği ileri sürüldü.
İşgalci İsrail cezaevi yönetiminin Eylül 2025 verilerine göre hapishanelerde 10 bin 863 Filistinli esir bulunuyor. Bu sayının 350’sini çocuklar, 48’ini ise kadınlar oluşturuyor. Verilerin askeri kamplarda tutulanları kapsamadığı belirtiliyor.
Ortaya çıkan tablo, işgalci İsrail cezaevlerinde açlığın sistematik bir baskı aracına dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor. İnsan hakları örgütleri ise uluslararası toplumun etkili ve bağımsız denetim mekanizmalarını devreye sokmamasının, içeride yaşanan hak ihlallerini daha da derinleştirdiğini vurguluyor. Çağrılar, mahkeme kararlarının derhal uygulanması, bağımsız gözlemcilerin cezaevlerine girişine izin verilmesi ve tutukluların temel insani haklarının güvence altına alınması yönünde yoğunlaşıyor.