Siyonist rejimin taşeronluğuyla girilen savaşta ağır bir askeri ve ekonomik hezimet yaşayan ABD, diplomaside de inisiyatifi çok kutuplu dünyanın yeni aktörlerine kaptırmış durumda. ABD merkezli Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin yayımladığı son rapor, Pekin yönetiminin Orta Doğu'daki krizi nasıl ustaca bir küresel satranç hamlesine dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.
Müzakere Masasının Gizli Mimarı: Pekin
Gazetenin raporuna göre, ABD'nin ateşkes için yalvardığı süreçte devreye giren Çin, Tahran'ı Washington ile müzakereye teşvik eden başlıca aktörlerden biri oldu. Küresel enerji güvenliğini ve kendi ekonomik çıkarlarını korumak isteyen Pekin, bu hamlesiyle sadece Orta Doğu'da çatışmaların yatışmasına katkı sağlamakla kalmadı; aynı zamanda ABD devlet aklı karşısında devasa bir diplomatik kazanım elde etti.
Şi Cinping'in 'Trump' Stratejisi
Çin lideri Şi Cinping'in bu arabuluculuk hamlesinin arkasında, ABD iç siyasetindeki dengeleri gözeten ince bir hesap yatıyor. Uzmanlara göre Şi, yaklaşan Trump zirvesi öncesinde "krizi çözen küresel güç" unvanını cebine koyarak masaya çok daha güçlü ve dikte eden bir pozisyonda oturmayı hedefliyor.
Asıl Hedef Tayvan: Washington'a Bedel Ödetiliyor
Pekin yönetiminin İran ve ABD'yi masada buluşturan bu diplomatik lütfunun elbette ağır bir siyasi bedeli var. Çin, ABD'nin Orta Doğu'da içine düştüğü çaresizliği, kendi ulusal güvenlik doktrininin en hassas noktası olan Tayvan üzerinden tahsil etmeye hazırlanıyor.
Pekin'in asıl amacının, "ayrılıkçı bir eyalet" olarak gördüğü ve yeniden ana karaya bağlanmasını "tarihi bir zorunluluk" saydığı Tayvan konusunda ABD'ye baskı kurmak olduğu belirtiliyor. Çin, Orta Doğu'da attığı bu düğümle Washington'u, Tayvan meselesinde Çin'in kırmızı çizgilerine yaklaşmaya ve Asya'daki emperyalist kışkırtmalarından geri adım atmaya zorluyor.