Mescid-i Aksa’ya Yönelik Baskınlar Artıyor: Son 4 Yılda %74’lük Yükseliş

Uluslararası Kudüs Vakfı’nın raporuna göre Mescid-i Aksa’ya yönelik yerleşimci baskınları son yıllarda hızla arttı. 2014-2025 dönemindeki baskınların %74’ü son dört yılda gerçekleşti.

Eklenme Tarihi: 22 Nis 2026
1 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 22 Nis 2026
Mescid-i Aksa’ya Yönelik Baskınlar Artıyor: Son 4 Yılda %74’lük Yükseliş

Uluslararası Kudüs Vakfı tarafından yayımlanan yeni rapor, Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınların sistematik biçimde arttığını ortaya koydu.

Rapora göre söz konusu dönemde toplam 3 bin 108 yerleşimci baskını kaydedildi. Bu eylemlerin yaklaşık yüzde 74’ünün 2022-2025 yılları arasında gerçekleşmesi, artışın son yıllarda ciddi şekilde hızlandığını gösterdi. 2022 yılı 792 baskınla zirveye ulaşırken, 2024 ve 2025 yıllarında da sayının 500’ün üzerinde kaldığı belirtildi.

Vakıf, bu verilerin baskınların yalnızca “ziyaret” olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine mabed üzerinde fiili egemenlik kurma girişimine dönüştüğünü vurguladı.

Raporda baskınların gelişimi üç aşamada ele alındı. İlk aşama olan 2014-2017 döneminde baskınların kurallarının şekillendiği ve fiziksel varlığın yerleştiği ifade edildi. İkinci aşamada dini ritüellerin dayatıldığı ve mabed avlularında sembolik eylemlerin arttığı kaydedildi. 2022 sonrası ise “hasat aşaması” olarak tanımlanırken, üst düzey İsrailli yetkililerin de baskınlara doğrudan katıldığına dikkat çekildi. Bu kapsamda Itamar Ben-Gvir gibi isimlerin eylemlerde yer aldığı belirtildi.

Raporda ayrıca, İsrail askerlerinin mabed avlusunda askeri selam verdiği ve yerleşimcilerin toplu dini ritüeller gerçekleştirdiği uygulamaların, ihlallerin ulaştığı yeni boyutu gözler önüne serdiği ifade edildi.

Kudüs’teki statükonun değiştirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Uluslararası Kudüs Vakfı, işgalci İsrail’in milli bayramlarını bu süreçte bir araç olarak kullandığını savundu. Özellikle son dönemde yerleşimci grupların mabed içerisinde İsrail bayraklarıyla gerçekleştirdiği eylemlerin, bölgedeki dini ve siyasi dengeleri değiştirmeyi hedefleyen bilinçli bir strateji olduğu vurgulandı.