Suudi Arabistan’ın İran’a Gizli Hava Saldırısı Düzenlediği Öne Sürüldü
Reuters’ın Batılı ve İranlı kaynaklara dayandırdığı habere göre, Suudi Arabistan’ın İran İslam Cumhuriyeti topraklarında gizli hava operasyonları gerçekleştirdiği iddia edildi. Söz konusu saldırıların, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından başlayan savaş sürecinde düzenlendiği belirtildi.
Ajansa konuşan kaynaklar, Suudi hava kuvvetlerinin Mart ayı sonunda İran içerisindeki bazı hedefleri vurduğunu ileri sürdü. Bu operasyonun, Riyad yönetiminin İran topraklarına doğrudan gerçekleştirdiği ilk askeri müdahale olabileceği ifade edildi. Ancak hedef alınan noktalar hakkında herhangi bir ayrıntı paylaşılmadı.
Suudi Arabistan ve İran makamları ise iddiaları resmi olarak doğrulamazken, taraflardan doğrudan bir yalanlama da gelmedi.
BAE’nin de Operasyonlara Katıldığı İddia Edildi
Haberde, daha önce Wall Street Journal tarafından ortaya atılan Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’a yönelik askeri operasyon düzenlediği yönündeki iddialar da yeniden gündeme geldi.
Reuters kaynakları, Abu Dabi yönetiminin İran’a karşı daha sert bir yaklaşım benimsediğini, Suudi Arabistan’ın ise çatışmanın bölgesel savaşa dönüşmesini önlemek amacıyla daha kontrollü hareket ettiğini aktardı.
İddiaya göre Riyad yönetimi, düzenlenen hava saldırıları konusunda İran tarafına bilgi verdi ve ardından iki ülke arasında yoğun diplomatik görüşmeler gerçekleştirildi.
İran ile Suudi Arabistan Arasında “Gerilimi Azaltma” Teması
Kaynaklar, tarafların çatışmanın büyümesini önlemek amacıyla ilan edilmeyen bir mutabakata vardığını öne sürdü. Bu diplomatik sürecin, Washington ile Tahran arasında 7 Nisan’da duyurulan ateşkesten yaklaşık bir hafta önce devreye girdiği ifade edildi.
Uluslararası Kriz Grubu İran Projesi Direktörü Ali Vaiz, tarafların daha geniş çaplı bir savaşın ağır sonuçlar doğuracağını gördüğünü belirterek, bölgesel gerilimin kontrol altında tutulmasının ortak çıkar haline geldiğini söyledi.
Reuters’a konuşan İranlı bir yetkili de Riyad ile gerilimi düşürmeye yönelik anlayış sağlandığını doğrulayarak, sürecin temel hedefinin “çatışmaları durdurmak, ortak çıkarları korumak ve tansiyonu düşürmek” olduğunu ifade etti.