AK Parti’nin Meclis’e sunduğu torba kanun teklifinde yer alan basın düzenlemesi, kamuoyunda yeni bir “sansür”, “ve “ifade özgürlüğü” tartışması başlattı.
Teklifte, Basın İlan Kurumu’na gazete, dergi ve internet haber sitelerini “basın yayın ilkeleri” yönünden denetleme yetkisi veriliyor. Düzenleme kapsamında yalnızca basılı yayın organları değil, resmi ilan ve reklam alma hakkına sahip olan ya da bu hak için bekleme sürecinde bulunan internet haber siteleri de yaptırım kapsamına alınıyor.
Teklifte en çok tepki çeken hüküm ise şu ifadeyle yer aldı:
“Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz.”
Bu hükme aykırı yayın yapıldığı kanaatine varılması halinde Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu’nun şikâyet üzerine ya da resen inceleme başlatabileceği, ardından ilgili yayın organına resmi ilan ve reklam kesme cezası verebileceği belirtiliyor.
Düzenlemenin ihlalin niteliğine göre artırılabilecek yaptırımlar doğurabileceği, tekrar eden ihlallerde ise daha ağır sonuçlara yol açabileceği ifade ediliyor.
Tepkilerin merkezinde “muğlaklık” var
Düzenlemeye yönelik eleştirilerin odağında, “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırılık” ifadesinin sınırlarının belirsiz olması yer alıyor.
Eleştirilere göre bu ifade, farklı siyasi ve ideolojik yorumlara açık bir alan oluşturuyor. Bu nedenle tarihî, dinî, siyasi ya da akademik değerlendirmelerin yaptırım tehdidi altında kalabileceği, basın kuruluşları üzerinde ise oto-sansür baskısı meydana gelebileceği belirtiliyor.
Torba kanun teklifinde yer alan ilgili maddeye sosyal medyada tepki yağdı
Mil-Diyanet Sen Genel Başkanı Celaleddin Gül düzenlemenin düşünce özgürlüğü açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.
Gül, laiklik, Şapka Kanunu, Harf Devrimi ve Cumhuriyet dönemi uygulamalarına yönelik tarihî tartışmaların hangi sınırlar içinde değerlendirileceğinin belirsizleşeceğini ifade etti. Açıklamada, hukukun belli alanları dokunulmaz kılan değil, toplumun tüm değerlerine eşit mesafede duran bir anlayışla işletilmesi gerektiği vurgulandı.
Hükümete yakın çevrelerden peş peşe tepki
Düzenlemeye yönelik tepkiler yalnızca muhalefet çevreleriyle sınırlı kalmadı. AK Parti’ye yakın bazı isimlerden de teklifin ilgili maddesine eleştiriler geldi.
Eski AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner, düzenlemeye ilişkin paylaşımında teklifin bu haliyle AK Parti’nin kuruluş misyonuyla bağdaşmadığını savundu.
Metiner, düzenlemeyi “yasakçı ve sansürcü duruş” olarak nitelendirdi. Bunun AK Parti’nin “özgürlükçü-demokrat anlayışına tamamen aykırı” olduğunu belirten Metiner, hakaret ve küfür olmadığı sürece herkesin düşüncesini ifade edebilmesi gerektiğini söyledi.
Dilipak: “AK Parti’de bu gidiş nereye?”
Gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak da düzenlemeyi AK Parti içindeki yönelimler üzerinden eleştirdi.
Dilipak, paylaşımında “AK Parti’de bu gidiş nereye?” ifadeleriyle tepki gösterirken, teklifi parti içindeki “Yeşil Kemalist” eğilimlerin yansıması olarak değerlendirdi.
Mustafa Kasadar: "Gölge etme başka ihsan istemez."
Düzeneleme hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yapan yazar Mustafa Kasadar "24 yılda bir cuma saati düzenlemesi dahi yapamayan bu iktidara Müslümanlar adına söylenebilecek tek söz: "Gölge etme başka ihsan istemem." Zira CHP'nin dahi cesaret edemediği İslam'ın aleyhine düzenlemelere bu iktidar imza attı ve atıyor..." ifadelerini kullandı.
AK Parti’den açıklama: “Sesleri duyduk”
Düzenlemeye yönelik tepkilerin büyümesinin ardından AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten açıklama geldi.
Çelik, kamuoyuna yansıyan metnin henüz taslak olduğunu belirterek, ifade hürriyeti konusunda dile getirilen kaygıların parti yönetimi tarafından not edildiğini söyledi.
Çelik açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Torba kanunla ilgili bir taslak yansıdı kamuoyuna. Bu taslakta ifade hürriyetine aykırı, ifade hürriyetiyle ilgili sorun çıkarabilecek unsurlar olduğu çeşitli vatandaşlarımız, aydınlarımız ve değerli düşünürlerimiz tarafından bize gerek sosyal medya üzerinden gerek başka kanallarla iletildi. Şunu söylemek isterim; vatandaşlarımızın, düşünürlerimizin, kanaat önderlerimizin hepsinin sesini duyduk. Görüşlerinin farkındayız. Dolayısıyla adı üstünde dediğim gibi bu bir taslak; değerlendirme süreci devam ediyor.”
Teklifin ilgili maddesinde değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin nihai kararın, TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul sürecinde netleşmesi bekleniyor.