Almanya Başbakanı Friedrich Merz liderliğindeki hükümet, ABD ve işgalci İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanmaya karşı harekete geçti. Artan akaryakıt fiyatları karşısında hükümet, kısa vadeli rahatlama sağlayacak adımları devreye soktu.
Vergi indirimi iki ay sürecek
Merz hükümetinin açıkladığı pakete göre, dizel ve benzinde enerji vergisi iki ay boyunca litre başına yaklaşık 17 cent düşürülecek. Başbakan Merz, petrol şirketlerine de çağrıda bulunarak indirimin doğrudan tüketicilere yansıtılması gerektiğini vurguladı.
Çalışanlara 1000 euroya kadar prim
Hükümetin açıkladığı paketin bir diğer ayağı ise çalışanlara yönelik doğrudan mali destek oldu. Buna göre işverenler, çalışanlarına yıl içinde 1000 euroya kadar vergi ve kesintilerden muaf prim ödeyebilecek. Bu adımla hem hane halkının alım gücünün korunması hem de ekonomik daralmanın etkilerinin sınırlanması amaçlanıyor.
Vergi indirimi ve prim desteğiyle birlikte toplamda yaklaşık 1,6 milyar euroluk bir ekonomik rahatlama sağlanması hedefleniyor.
Bütçe açığı tütün vergisiyle kapatılacak
Hükümet, destek paketinin bütçeye getireceği yükü dengelemek için tütün vergisinde artışa gitmeyi planlıyor. Bu artışın en erken bu yıl içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Ayrıca sağlık sigortası ve emeklilik sisteminde kapsamlı reformlar ile otomotiv sektörünü güçlendirmeye yönelik adımların da paket kapsamında değerlendirildiği ifade ediliyor.
Muhalefetten 'geç ve yetersiz' eleştirisi
Açıklanan önlemler muhalefet tarafından yetersiz bulundu. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eş başkanı Alice Weidel, vergi indiriminin savaşın başlamasından haftalar sonra gelmesini eleştirerek "çok geç" olduğunu savundu. Weidel, kalıcı çözüm için karbon vergisinin kaldırılması ve enerji üzerindeki diğer vergilerin de düşürülmesi gerektiğini dile getirdi.
Avrupa genelinde endişe büyüyor
Almanya'nın attığı adımlar, Avrupa genelinde artan enerji maliyetlerine karşı hükümetlerin benzer önlemler alabileceğine işaret ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik ve tedarik riskleri, enerji güvenliğini kıtanın en kritik gündem maddelerinden biri haline getirmiş durumda.