Alparslan Kuytul Hoca’dan Kürtlere Kritik Uyarı!

Suriye ordusunun Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde PKK/YPG hedeflerini vurduğu yönündeki haberler üzerine konuşan Alparslan Hoca, özellikle Kürt vatandaşları Amerika ve İsrail’e güvenmemeleri konusunda uyardı. Alparslan Hoca, yaşanan gelişmelerin büyük bir Türk-Kürt ve Kürt-Arap çatışmasına dönüşme riskine dikkat çekti.

Eklenme Tarihi: 15 Oca 2026
4 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 15 Oca 2026
Alparslan Kuytul Hoca’dan Kürtlere Kritik Uyarı!

Suriye ordusunun Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde PKK/YPG’ye yönelik operasyon düzenlediği ve bölgede kontrol sağladığının bildirilmesi, bölgedeki çatışmaları yeniden gündeme taşıdı. Konuya ilişkin yöneltilen bir soru üzerine değerlendirmelerde bulunan Furkan Hareketi Lideri Alparslan Kuytul Hoca, özellikle Kürt vatandaşlara dikkat çeken uyarılarda bulundu. Alparslan Hoca, PKK/YPG’nin Amerika ve İsrail’e güvenerek hareket etmesinin bölge halklarını büyük felaketlere sürükleyeceğini ifade etti.

Alparslan Hoca, şu açıklamalarda bulundu:

'Amerika ve İsrail’den Dost Olmaz'

Amerika ve İsrail’ den dost olmaz.

Onlar, bu silah gücüne ve asker gücüne güvenerek bir türlü Suriye devletine entegre olmak istemiyorlar. “Biz bu noktaya kadar gelmişken Amerika ve İsrail de arkamızdayken bu kadar da silahımız, askeri gücümüz varken neden Suriye devletine entegre olalım? Neden bağımsız bir Kürdistan devleti kurmayalım?” diyorlar. Bunu açıkça söylemiyorlar, “Biz Suriye devletinin bir parçasıyız.” diyorlar ama onu şimdilik söylüyorlar. Anlaşılan kalplerinin bir yerinde bu var. “Fırsat bu fırsat. Türk devleti var, Arap devleti var, neden Kürt devleti olmasın?” diyorlar. “100 sene evvel Dünya Savaşı’ndan sonra biz hata ettik, o zaman Kürdistan’ı kurmadık, şimdi aynı hatayı yapmayalım. Bu fırsat elimize bir daha geçmez.” anlayışındalar. Kime güveniyorlar?

1. Ellerindeki savaşçılarına, Amerikan silahlarına

2. Amerika ve İsrail’in desteğine.

Ne Türkler ne Kürtler ne de Araplar Amerika’ya ve İsrail’e güvenmesinler. Bunlardan dost olmaz, bunlar satarlar. Türkler de Kürtler de Araplar da bunu unutmasınlar. Bunların dostu yoktur, bunların menfaati vardır. Amerika bugüne kadar bağımsız Kürdistan devleti isteseydi, Irak’ta da Suriye’de de meydana getirirdi. Amerika birçok defa Kürtleri satmıştır.

'Büyük Ortadoğu Projesinin Amacı Nedir?'

Amerika ne istiyor? Bağımsız bir Kürdistan devleti en azından şu anda istemiyor çünkü bağımsız bir devlet olursa o da İsrail için bir tehlike ve bir tehdit olabilir. Bugün olmaz, 20 sene sonra olur, belli mi olur? O yüzden Amerika’nın istediği şey Suriye’nin de zayıflaması, iç kargaşalarla sürekli boğuşması ve hep zayıflaması, zayıf kalmasıdır. Türkiye’nin, İran’ın ve Irak’ın da zayıflamasıdır. Bu dört devletteki Kürtleri kullanmak suretiyle dört devleti de zayıflatmaya çalışıyor. Ne Türk’ün ne Kürt’ün ne de Arap’ın dostudur. Hepsinin de zayıflamasını istiyor. Hepsi zayıfladığında İsrail’in güvenliği sağlanacaktır. Amerika ve İsrail’in asıl projesi budur. Büyük Orta Doğu Projesi’nin özeti budur: İsrail’in güvenliğidir. İsrail’in güvenliğinin sağlanmış olduğu bir Ortadoğu.

'Çatışmalar Nereden Başladı?'

Çatışmalar nereden başladı? Halep. Şimdi Halep’te bir iki mahalle Kürt mahallesi olabilir. Halep’i herkes bilir ki Türk şehridir. Halep’te yolda yürüsen kime selam versen Türkçe konuşursun. Hatay’a gittiğin zaman kendini Suriye’ye gelmiş zannedersin çünkü Hatay’da hep Arapça konuşulur. Halep’e gittiğin zaman da kendini Türkiye’ye gelmiş zannedersin çünkü hep Türkçe konuşurlar. Şimdi böyle bir yerde iki tane mahalle Kürt mahallesi… Bu gerçekten öyle mi? Orada Kürt mahallesi varsa da yani kaç kişi? Orada, YPG böyle bir silahlı güç mü bulunduruyor? “Burada bizim borumuz öter.” gibi bir şey yapmış mı?

Benim bildiğim YPG daha evvel zaten “Biz Halep’ten çekildik. Halep’te askeri gücümüz yok.” demişti. Bilmiyorum, bu çatışma kimler arasında oluyor? Orada zaten YPG, “Biz oradan çekildik.” demişti ve bu kadar büyütülüyor. İşte “operasyon, operasyon, operasyon.” Ölenin hepsi dün haberlerde gördüğüm kadarıyla 7 kişidir. Büyük bir şey olmadığı ortada ama sanki büyük bir zafer kazanılmış havası estiriliyor.

Orada gerçekten bir çatışma başlarsa öyle bir iki mahallede değil de gerçekten Kürtlerin, daha doğrusu YPG’nin hâkim olduğu şehirlerde, Suriye’nin kuzeyi, Türkiye’nin güneyi, Türkiye’nin sınırında gerçekten bir çatışma, büyük çatışmalar başlarsa her iki taraftan da çok insan ölecektir. Türkiye’deki bu çözüm süreci de bitecektir. Kandil’dekiler de yeniden silaha sarılacaktır. Suriye’deki durum Türkiye’yi etkileyecektir. Çok dikkatli davranılması gerekiyor.

'Türk, Kürt ve Arap Kardeşliği’nin Tarihsel Süreci'

Türk’ün ve Kürt’ün tarihinde böyle bir şey pek yok. Türk-Kürt savaşı şeklinde bir şey. Bunlar İstanbul’un fethinde bile beraberdiler. Türk, Kürt, Arap beraber İstanbul’u fethettiler. İstanbul’u sadece Türkler fethetmedi, hepsi beraber fethetti. En azından 6 asır öncesinde İstanbul’u beraber fethetmişiz.

Onun için şimdi Allah korusun, böyle bir Türk-Kürt ya da Kürt-Arap savaşına işin dönüşmemesi, işin içine kanın girmemesi… Bugüne kadar tabii kan girdi, girdi de… Sadece örgütle devlet arasında bir kan var ama bu iş böyle devam ederse artık milletle devlet arasında kan olur. Suriye Kürtleri tamamen Suriye devletiyle savaşmaya ve Türk devletiyle savaşmaya başlar.

'Bu Mesele Kur’an Hakem Olmazsa Bitmez'

Bu meselenin aklıselim ile halledilmesi lazım. Ben baştan beri söylüyorum: Kur’an hakem olsun, silahlar sussun, kardeşlik olsun. Başka türlü bu meselenin biteceği yok. İşte Devlet Bahçeli bir süreç başlattı. Bal gibi de “Çözüm Süreci” adını öyle koymuyorlar da “Terörsüz Türkiye Süreci” diyorlar. Neyse ismi önemli değil. Hiçbir sonuca varamadı ve şu anda bitti, bitecek gibi bir şey.

Kimse kimseye güvenmiyor. Ne Türkiye onlara güveniyor ne de onlar Türkiye’ye güveniyorlar. Böylesi yollarla çok ciddi bir gelişme olmadığı ve olmayacağı ortadadır. Tekrar dönülmesi gereken şey Kur’an ve sünnettir. “Çözüm Süreci” demekle çözüm olmuş değil. Ne Türkiye bir şey veriyor ne de onlar kendi taleplerinden vazgeçiyor. Dolayısıyla kimse taviz vermek istemiyor. Gerisi boş laf, çözüm olmayacağı da ortadadır."