İsrail’in Negev Çölü’nde yer alan ve 1960’lardan bu yana nükleer cephaneliğinin kalbi sayılan Dimona Nükleer Reaktörü, Mart 2026 itibarıyla İran’ın stratejik hedefi haline geldi. Tahmini 80-400 nükleer başlığın üretim merkezi olan bu tesisin hedef alınması, bölgedeki tüm dengeleri altüst eden jeopolitik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
İran Neden Dimona’yı Hedef Alıyor?
Tahran, Dimona’yı işgalci İsrail’in bölgedeki nükleer üstünlüğünün ve dokunulmazlığının simgesi olarak tanımlıyor. Kendi tesislerine yönelik saldırılara misilleme olarak fırlatılan füzeler, İsrail’in "son güvence poliçesi" kabul edilen bu tesiste sirenlerin çalmasına neden oldu. Bu hamle, İsrail’in yıllardır sürdürdüğü nükleer belirsizlik stratejisine ve bölgedeki dokunulmazlık algısına indirilmiş doğrudan bir darbe olarak okunuyor.
Saldırının Kritik Riskleri ve Küresel Yankıları
-
Radyoaktif Felaket Tehdidi: Doğrudan bir isabet; plütonyum ve kullanılmış yakıt kaynaklı radyoaktif kirlenme riskini barındırıyor. Bu durum hem Negev sakinlerini tehlikeye atıyor hem de İsrail’in nihai kırmızı çizgisinin aşılması anlamına geliyor.
-
Nükleer Yarışın Fitili: Dimona’ya yönelik kısmi bir başarı bile bölgedeki nükleer tabuyu yıkabilir. Bu durum, Körfez ülkelerinin kendi nükleer programlarını kurma sürecini hızlandırma riskini taşıyor.
-
Ekonomik ve Askeri Sarsıntı: ABD müdahalesinin derinleşmesiyle birlikte petrol piyasaları hızla yükselirken, savaş artık taraflar için varoluşsal bir boyuta taşınmış durumda.