Direniş ekseninin sahada dikte ettiği yeni jeopolitik gerçeklik, Washington'un koridorlarında deprem etkisi yaratmaya devam ediyor. ABD yönetiminin 2 numaralı ismi Başkan Yardımcısı JD Vance ile diplomasinin başındaki isim Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, Ortadoğu politikaları üzerinden zıt cephelere ayrılması, Beyaz Saray'daki kaosu gün yüzüne çıkardı.
Reuters'ın servis ettiği bilgilere göre, iki üst düzey yetkili son günlerde İsrail ve İran konusunda birbirini yalanlayan açıklamalar yaptı.
Siyonist Katliamlar Kabineyi Böldü
Krizin ilk ayağını işgalci İsrail'in Lübnan'daki saldırıları oluşturdu.
- Vance'ten İtiraf: Başkan Yardımcısı Vance, İsrail'in Beyrut'taki sivil altyapıya yönelik saldırılarının "ABD öncülüğündeki barış çabalarını zayıflattığını" belirterek Siyonist rejime açık bir eleştiri getirdi.
- Rubio'dan Siyonizme Kalkan: Savaş şahini Dışişleri Bakanı Rubio ise sivil katliamları görmezden gelerek, İsrail'in Lübnan'daki kanlı operasyonlarını arsızca "Hizbullah saldırılarına karşı meşru müdafaa" olarak nitelendirdi.
İran'ın Zaferi Karşısında Washington'da Panik
En büyük görüş ayrılığı ise İran ile masaya oturulması ve direnişin dayattığı şartlar konusunda yaşandı.
- Vance 'İş Birliği' Dedi: İran'la varılması beklenen ön mutabakata dair iyimser mesajlar veren Vance, Körfez ülkelerinin İran'ın yeniden inşasına (ABD'nin masaya getirdiği 300 milyar dolarlık fon planı) katkı sağlayabileceğini ve İran'la "iş birliğine dayalı yeni bir ilişkinin mümkün olabileceğini" söyledi.
- Rubio Baltalamaya Çalışıyor: Geçmişte İran'a yönelik saldırgan politikalarıyla bilinen Rubio ise, Körfez ülkelerinden İran'ı finanse etmelerini istemeyeceğini belirterek Vance'i yalanladı. Rubio'nun "Her ne pahasına olursa olsun bir anlaşma istemiyoruz" çıkışı, Siyonist lobinin anlaşmayı engelleme çabası olarak yorumlandı.
Beyaz Saray'dan 'Kriz Yok' Tiyatrosu ve 2028 Hesapları
Patlak veren bu derin krizin ardından paniğe kapılan Beyaz Saray Sözcülüğü ve Dışişleri Bakanlığı, "Görüş ayrılığı yok, herkes Trump'ın politikalarını izliyor" diyerek hasar kontrolü yapmaya çalıştı. Ancak Reuters/Ipsos'un son anketine göre, Cumhuriyetçi seçmenlerin yalnızca %52'sinin mevcut İran politikasının ABD'yi güçlü kıldığına inanması, tabandaki kırılmayı da özetliyor. Her iki ismin de 2028 başkanlık seçimleri için potansiyel aday olması, bu çatışmanın aynı zamanda Washington'daki güç savaşının bir yansıması olduğunu gösteriyor.