ABD Başkanı emperyalist Donald Trump, İran ile yaşanan gerilime ilişkin yaptığı son açıklamalarda yine tehditkâr ve emperyalist bir dil kullanarak dikkat çekti. Emperyalist Trump, “İran savaşı çok yakında sona erecek ve bu sürecin kazananı biz olacağız” sözleriyle Washington’un bölgedeki müdahaleci tutumunu bir kez daha açık şekilde ortaya koydu.
Trump, açıklamalarında yalnızca İran’a değil, uluslararası dengelere de mesaj vermeye çalıştı. “Bütün kozlar bizim elimizde” diyen ABD Başkanı, İran’ın görüşmek istemesi halinde doğrudan kendilerini araması gerektiğini savundu. Diplomatik teamülleri hiçe sayan bu yaklaşım, birçok çevre tarafından dayatmacı bir siyaset anlayışı olarak değerlendirildi.
Telefon diplomasisini öne çıkaran Trump, “Kimseyi 18 saatlik yola göndermeyeceğiz. Bu görüşmeyi telefonla yapacağız” ifadelerini kullandı. Ancak aynı konuşmada “Bugün hiçbir telefon hattının tamamen güvenli olduğundan emin değilim” diyerek kendi söylemiyle çelişen bir tablo ortaya koydu.
Emperyalist Trump’ın hedefinde bu kez NATO da vardı. “NATO bu süreçte yanımızda olmadı. Bu yüzden NATO’dan memnun değiliz” diyerek Batılı müttefiklerine de sitem eden Trump, Washington’un yalnızca kendi çıkarlarını merkeze alan yaklaşımını sürdürdü.
Çin’in İran’a destek verip vermediğine ilişkin bir soruya ise “Bir miktar yardım ediyor olabilirler ama çok büyük ölçüde değil” yanıtını verdi. Çin’in daha fazlasını yapabileceğini söyleyen Trump, bu konuda “aşırı hayal kırıklığı” yaşamadığını ifade etti.
Aynı açıklamada Ukrayna meselesine de değinen Trump, “Ukrayna’ya yardım ettik. Hatta bunu o ölçüde yapmamamız gerekirdi” diyerek ABD’nin küresel müdahale siyasetini adeta itiraf etti.
Trump’ın açıklamaları, ABD’nin İran karşısında diplomasi değil baskı, müzakere değil tehdit politikası izlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bölge halkları ise emperyalist müdahalelerin değil, adalet ve bağımsızlık temelinde kurulacak gerçek bir barışın mümkün olduğunu vurguluyor.