Venezuela’da ülke başkanı Madoru'nun ABD tardından alıkonulmasının ardından Washington, rotayı dünyanın en büyük petrol rezervlerine çevirdi. Emperyalist Trump, 9 Ocak 2026 tarihinde Beyaz Saray’da düzenlenen zirvede; Exxon Mobil, Chevron, Shell ve Repsol gibi şirketlerin yöneticilerine "yeni bir dönem" vaat etti. Trump, bu hamlenin sadece Venezuela’yı değil, tüm dünyada enerji fiyatlarını kökten düşüreceğini savundu.
"Doğrudan Bizimle Muhatapsınız" Mesajı
Trump, petrol şirketlerine verdiği güvencede, Venezuela’daki geçici otoriteyle (Delcy Rodríguez liderliğindeki yapı) koordinasyonun ABD kontrolünde olduğunu vurguladı. Şirketlere hitaben şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"Doğrudan bizimle muhatap oluyorsunuz. Venezuela ile hiç işiniz yok. Onlarla muhatap olmanızı istemiyoruz. Biz hangi firmanın operasyon yürüteceğine karar vereceğiz ve güvenliğinizi biz sağlayacağız."
Sektör Devleri: Fırsat mı, Risk mi?
Toplantıya katılan şirketler, Venezuela’nın potansiyelini kabul etse de geçmiş tecrübeler nedeniyle masaya "şartlı" oturdu. İşte şirketlerin 2026 vizyonu:
Denizlerde "Tanker" Operasyonları Sürüyor
ABD, Venezuela petrolü üzerindeki kontrolünü sadece diplomatik değil, askeri yollarla da pekiştiriyor. Bu hafta içinde gerçekleşen kritik gelişmeler şunlar:
-
Marinera Tankeri: Rus bayrağı taşıyan ve yaptırımları ihlal ettiği iddia edilen dev tankere Kuzey Atlantik’te el konuldu.
-
M Sophia: Panama kaydı iptal edilen "karanlık filo" gemisi, ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) tarafından etkisiz hale getirildi.
-
Gelir Kontrolü: El konulan petrolün satışından elde edilecek gelirlerin, "süresiz olarak" ABD kontrolündeki hesaplarda tutulacağı açıklandı.
Ekonomik Hedef: Petrol Fiyatlarında Düşüş
Trump, ABD ve Venezuela’nın bir araya gelmesiyle dünyadaki petrol rezervlerinin %55’i üzerinde söz sahibi olunacağını iddia etti. Bu devasa arz potansiyelinin piyasaya sürülmesiyle, ABD’deki benzin fiyatlarının ve küresel enerji maliyetlerinin tarihi düşük seviyelere çekilmesi hedefleniyor.