800 Bin TL’lik Rolex Paylaşımına İstifa, Alın Teriyle Biriktiren Furkan Hareketi Mensubuna Tutuklama: Çifte Standart Tartışması

AK Parti Denizli Gençlik Kolları Başkanı Mahmut Mert Çelik’in kendisine hediye edilen 800 bin TL değerindeki Rolex’i sosyal medyada paylaşmasının ardından istifa etmesi, Alparslan Kuytul Hoca ve eşi Semra Kuytul Hocahanım başta olmak üzere çok sayıda Furkan Hareketi mensubunun tutuklanmasıyla birlikte “çifte standart” tartışmasını gündeme getirdi.

Eklenme Tarihi: 28 Ağu 2026
3 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 28 Ağu 2026
800 Bin TL’lik Rolex Paylaşımına İstifa, Alın Teriyle Biriktiren Furkan Hareketi Mensubuna Tutuklama

Bir tarafta kamuoyunda tepki oluşturan Rolex paylaşımının ardından istifa eden iktidar mensubu bir isim, diğer tarafta "mali suç" denilerek iftiralarla tutuklu yargılanan Furkan Hareketi mensupları... Bu tablo, “Siyasi iktidar kendi mensuplarına istifa yolunu açarken, muhaliflerine tutuklu yargılamayı mı reva görüyor?” sorusunu akıllara getirdi. AKP’Lİ BAŞKAN ROLEX PAYLAŞIMININ ARDINDAN İSTİFA ETTİ AK Parti Denizli Gençlik Kolları Başkanı Mahmut Mert Çelik, sosyal medya hesabından kendisine hediye edilen Rolex marka saatin fotoğrafını paylaşarak, “Kıymetli Ağabeyim Mehmet Kalyoncu’ya teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Paylaşımın ardından kamuoyunda tartışma yaşanırken Çelik, görevinden istifa etti. Çelik, paylaşımda adı geçen Mehmet Kalyoncu’nun Kalyon Holding yöneticisi değil, İzmir’de birlikte çalıştığı aynı isim ve soyisme sahip bir müteahhit olduğunu belirtti. Çelik, yaşanan olayın partisine ve “inandığı davaya” zarar verdiğini belirterek görevinden affını talep etti. MEHMET KALYONCU’DAN AÇIKLAMA Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu ise Rolex paylaşımıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını açıkladı. Kalyoncu, söz konusu kişinin kendisiyle aynı isim ve soyisme sahip İzmirli bir iş insanı olduğunu belirterek paylaşımda yer alan saatle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi. ADALET BAKANI: “OPERASYON DİNİ DEĞİL, MALİ” Furkan Hareketi’ne yönelik operasyonun ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Kesinlikle dini bir görüşe, cemaate karşı bir operasyon yok. Mali yapılanmaya yönelik bir operasyon” açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklamanın ardından bazı yandaş medya kuruluşlarında Alparslan Kuytul Hoca’nın evinden çıktığı iddia edilen para ve altın görüntüleri servis edildi. Ancak Furkan Hareketi tarafından yapılan açıklamalarda söz konusu görüntülerin Alparslan Kuytul Hoca’nın evine ait olmadığı savundu. Kızı Meryem Kuytul, Alparslan Kuytul Hoca’nın evine ait görüntüler ile videoda gösterilen evi karşılaştırarak görüntülerin aynı eve ait olmadığını ortaya koydu. Ayrıca polisin evde gerçekleştirdiği aramaya ilişkin tutanağı da sosyal medya hesabından paylaşarak, servis edilen görüntülerdeki altın ve paraların Alparslan Kuytul Hoca’nın evinden çıkmadığını alenen ispatladı. BİR TARAFTA 800 BİNLİK SAAT, DİĞER TARAFTA EMEKLERİNE KAYYUM Ülkenin küçük bir ilinin Gençlik Kolları Başkanı, kendisine hediye edilen 1 milyon liraya yaklaşan değerdeki bir saati kabul edebiliyor ve aslında bunu sosyal medyada paylaşmasa, bu durum kamuoyunun gündemine dahi gelmeyebiliyor. Burada bunun adına gençlik mi, görgüsüzlük mü denileceğine ise kamuoyunun karar vermesi gerekiyor. Ancak aynı ülkede, yıllarca çaba göstererek, dişinden tırnağından artırarak bir iş yeri açan insanların ekmek teknelerine bir gecede kayyum atanabiliyor ve yıllarca verdikleri emekler yerle yeksan edilebiliyor. Yine aynı ülkede bir insanın yıllarca dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği ve bir yerde tuttuğu birkaç milyon lira, devasa bir meblağ gibi gösterilerek, bu para üzerinden bir grubun “suç örgütü” olduğu algısı oluşturulmaya çalışılabiliyor. İşte tartışmanın düğümlendiği nokta tam da burası. Suç örgütü suçlamasıyla mallarına el konulan, ekmek teknelerine kayyum atanan gariban esnafın mal varlığı üzerinden oluşturulan algıya karşılık, kamuoyunun kendi yöneticilerinin ve en alt düzeydeki parti mensuplarının yaşam tarzına da bakması gerekmiyor mu?

Bir tarafta yıllarca çalışarak elde edilen birkaç milyon liralık birikim “devasa para” olarak sunulurken, diğer tarafta yaklaşık 1 milyon liralık bir saatin hediye olarak kabul edilmesi ve bunun kamuoyunda tepki oluşturmasının ardından yalnızca istifa ile sonuçlanması, “aynı ülkede farklı kesimlere farklı hukuk mu uygulanıyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor. Asıl mesele yalnızca bir Rolex saatin fiyatı da değil, bir kişinin hesabındaki paranın miktarı da değil. Asıl mesele, aynı ölçünün herkese uygulanıp uygulanmadığıdır. Çünkü bir tarafta “şatafat” olarak görülmesi gereken hayatlar normalleştirilirken, diğer tarafta yıllarca alın teriyle kazanılmış mal varlıklarının “suç örgütü” iddiasının dayanağı gibi sunulması, kamuoyunun cevabını bekleyen ciddi bir çifte standart tartışmasını beraberinde getiriyor.