Furkan Hareketi mensupları bugün adalet talebiyle yürüyor, bekliyor, bir araya geliyor ve hukuksuzca tutuklanan Alparslan Kuytul Hoca, eşi Semra Hocahanım ve arkadaşları için özgürlük talebini dile getiriyor.
Bütün bunların karşısına “suç” kavramı konuluyor, peki hangi suç?
Bir insanın atkı takması mı?
Yürümesi mi?
Arkadaşlarıyla birlikte yürümesi mi?
Bir yerde beklemesi mi?
Çay içmesi mi?
Bir araya gelmesi mi?
Özgürlük talebini dile getirmesi mi?
Bunların hangisi, hangi kanun maddesinde suç olarak tanımlanıyor?
ATKI TAKMAK 2911 SAYILI KANUN’A MUHALEFET DEĞİLDİR!
Üzerinde “özgürlük” ibaresi bulunan bir atkıyı takmak, herhangi bir suçun unsurunu oluşturmaz.
Bir atkının suç unsuru olarak değerlendirilebilmesi için, öncelikle hangi kanun hükmünün ihlal edildiğinin ve hangi suçun unsurlarının oluştuğunun somut biçimde ortaya konulması gerekir.
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ise bir atkı takmayı suç olarak düzenlememektedir.
Dolayısıyla “atkı takmak eşittir, 2911 sayılı Kanun’a muhalefet” şeklinde bir hukuki sonuç çıkarılamaz.
Öte yandan Furkan Hareketi mensuplarının geçmişte üzerinde “Alparslan Kuytul’a Özgürlük” yazılı atkılarla gerçekleştirdiği yürüyüşler nedeniyle çok sayıda gözaltı yaşandı. Bu süreçte açılan davaların önemli bir bölümüne ise beraat kararları verildi.
Furkan Hareketi mensuplarına özgürlük atkıları nedeniyle verilen 136 beraat kararı bulunuyor.
YÜRÜMEK SUÇ DEĞİL!
Ceza hukukunda bir kişinin cezalandırılabilmesi için, kanunda açıkça suç olarak tanımlanan bir fiilin gerçekleşmesi ve o suçun unsurlarının somut olayda oluşması gerekir.
Dolayısıyla “birlikte yürüdüler” ifadesi tek başına bir suç isnadı değildir.
İnsanların kimlerle birlikte yürüyeceği, kimlerle görüşeceği, kimlerle çay içeceği veya kamusal alanda kimlerle bulunacağı da kendiliğinden suç haline gelmez.
Bir kişiye suç isnat edilecekse, somut fiilin ve delillerin ortaya konulması gerekir.
ADALET İÇİN BEKLEMEK SUÇ DEĞİL!
Bugün tartışılan bir diğer konu ise insanların bekleyişi.
Beklemek, hangi kanun maddesinde suç?
Anayasa'nın 34. maddesi, herkese önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı tanıyor. Anayasa Mahkemesi de bu hakkın izin şartına bağlanamayacağını açıkça vurguluyor.
Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, yetkili makama bildirim yapılmasının yeterli olduğunu ve makamın onayının aranmadığını açıkça belirtiyor.
GEÇMİŞTE ATKI NEDENİYLE GÖZALTINA ALINANLAR NE OLDU?
Bugünkü tartışmayı daha da çarpıcı hale getiren ise geçmişte yaşananlar.
2018 yılında “Alparslan Kuytul’a Özgürlük” yazılı atkılar nedeniyle Türkiye'nin farklı şehirlerinde çok sayıda Furkan Hareketi mensubu gözaltına alındı.
İstanbul'da atkılar nedeniyle gözaltılar yaşandı.
Ankara'da özgürlük simgeli atkılar nedeniyle gözaltı uygulamaları gündeme geldi.
Furkan Hareketi'nin arşivine göre farklı bölgelerde yüzlerce kişi bu süreçte gözaltına alındı.
Hatta bir dönemde çantalarda bulunan atkıların dahi “suç eşyası olma ihtimali” üzerinden işlem gördüğü aktarıldı.
Fakat süreç burada bitmedi.
Dosyalar mahkemelere taşındı.
Ve beraat kararları geldi.
Furkan Hareketi'nin mensuplarına, özgürlük atkısı nedeniyle açılan davalarda 136 beraat kararı verildi.
Bu nedenle bugün bir atkıyı suç unsuru gibi göstermek isteyenlerin cevaplaması gereken soru aslında çok basit:
Geçmişte aynı atkı nedeniyle yargılanan ve beraat eden insanlar hangi suçtan dolayı bugün yeniden suçlu ilan ediliyor?
FURKAN HAREKETİ MENSUPLARI HÜKÜMLÜ DEĞİL!
Bir başka önemli nokta da kamuoyunda oluşturulabilecek algı.
Furkan Hareketi Lideri Alparslan Kuytul Hoca suçlu değil, hukuksuzca tutukludur. Ona ve herhangi bir Furkan Hareketi mensubuna destek vermek; "suçluyu övmek" değil, hak talebinde bulunmaktır.
Dolayısıyla bir fiilin suç sayılabilmesi için algıların değil, kanunun ve somut delillerin konuşması gerekir; aksi hâlde hak arayışı suç, destek ise “suçluyu övme” olarak nitelendirilemez.