"Dosyada Delil Yok, Cezaevinde İşkence Gibi Muamele Var": Furkan Hareketi Mensuplarına Ve Ailelerine Ağır Zulüm!

19 Ağustos tarihinde yapılan şafak operasyonu sonrasında tutuklanan Furkan Hareketi mensuplarının aileleri, cezaevlerinde yaşanan ağır koşulları ve karşı karşıya kaldıkları mağduriyetleri dile getirdi. Farklı illerdeki ceza infaz kurumlarında tek kişilik hücre tecridinden kapasitenin çok üzerindeki koğuş şartlarına, iletişim kısıtlamalarından ailelerin yaşadığı mağduriyetlere kadar pek çok hak ihlali kamuoyuna yansıdı.

Eklenme Tarihi: 01 Eyl 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 01 Eyl 2026
"Dosyada Delil Yok, Cezaevinde İşkence Gibi Muamele Var": Furkan Hareketi Mensuplarına Ve Ailelerine Ağır Zulüm!

Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinde Tek Kişilik Hücre ve Tecrit

Elazığ ve Erzincan’daki yüksek güvenlikli cezaevlerine sevk edilen Furkan Hareketi Mensuplarının sadece tutuklu olmalarına, hükümlü olmamalarına rağmen tek kişilik hücrelerde tutulduğu aktarıldı. Ali Alagöz’ün Elazığ’da 3 kişilik odada tek başına bırakıldığı belirtilirken; Hakan Yenigünlü’nün 15 metrekarelik hücrede tecrit altında tutulduğu ve gözaltına alındığı günkü kıyafetleriyle kaldığı kaydedildi. Erzincan’da bulunan Abdul Aziz Sapaz’ın ise günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkarıldığı, kışlık giysilerinin haftalarca kendisine ulaştırılmadığı ve bilgilendirme eksikliği nedeniyle ailesiyle iletişim haklarının engellendiği bildirildi.

Adana Sıcağında Kapasite Aşımı: 9 Kişilik Koğuşta 24 Kişi!

Adana’daki cezaevlerinde ise yüksek hava sıcaklığına rağmen kapasite kısıtlamalarının hiçe sayıldığı görüldü. Tugay Taşçı ve Recep Kardaş’ın aileleri, 45 dereceye varan Adana sıcağında 9 kişilik koğuşlarda 23-24 kişinin bir arada tutulduğunu ifade etti. Şartların zorluğuna dikkat çeken aileler, henüz yargılanma aşamasında olan tutukluların insani olmayan koşullara maruz bırakıldığını belirtti.

Mektup Yasağı ve İletişim Engelleri

Tutuklulara yönelik mektup ve görüntülü görüşme haklarının kısıtlandığı öğrenildi. Kendilerine gönderilen moral mektuplarının "motivasyon içerdiği" gerekçesiyle teslim edilmediğini belirten aileler, diğer tutuklulara tanınan görüntülü arama hakkından yararlandırılmadıklarını kaydetti.

Dosyadaki "Gizlilik Kararı" ve Hukuki Belirsizlik

Tutuklu yakınları, soruşturma dosyasında "gizlilik kararı" bulunduğu gerekçesiyle ne kendilerine ne de avukatlarına bilgi verilmediğini dile getirdi. Aileler, dosyadaki belirsizliğe karşın basına bilgi servis edilerek algı operasyonu yürütüldüğünü ve savunma hakkının kısıtlandığını vurguladı.

"Zulüm Sadece İçeride Değil, Evlerde de Yaşanıyor"

Ayrılığın aileler ve çocuklar üzerindeki ağır etkilerine dikkat çeken tutuklu yakınları, büyük bir mağduriyet yaşandığını ifade etti. Mustafa Şahin’in sağlık sorunları bulunan eşi, tek başına hayatını idame ettirmekte zorlandığını belirtirken; Recep Kardaş’ın eşi, bakıma muhtaç yatalak annesinin ve küçük çocuklarının babalarını göremediğini kaydetti. Metin Erol’un ailesi ise çocukların görüş esnasında yaşadığı duygu dolu anları aktararak sürecin aileler üzerinde derin yaralar açtığını belirtti.