Dürzi lider Hikmet el Hecri’den dikkat çeken çıkış: “İsrail’in bir parçasıyız”

Suriye’nin güneyinde faaliyet gösteren Dürzi lider Hikmet el Hecri, İsrail basınına verdiği röportajda İsrail ile yakın ilişkilerini açıkça dile getirerek, Suriye’nin bölünmesine yönelik söylemlerini sertleştirdi.

Eklenme Tarihi: 14 Oca 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 14 Oca 2026
Dürzi lider Hikmet el Hecri’den dikkat çeken çıkış: “İsrail’in bir parçasıyız”

Suriye’nin güneyindeki Suveyda bölgesinde etkili olan Dürzi lider Hikmet el Hecri, İsrail basınına yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Hecri, İsrail’in aşırı sağ çizgideki gazetelerinden Yedioth Ahronoth’a verdiği röportajda, kendilerini “İsrail’in varlığının bir parçası” olarak gördüklerini ifade etti. Suriye yönetimine yönelik eleştirilerini sertleştiren Hecri, ülkenin mevcut yapısının sürdürülemez olduğunu savunarak fiili bir bölünme sürecine girildiğini öne sürdü. Suveyda’da, İsrail’in desteğiyle bağımsız bir Dürzi yapılanması oluşturmayı hedeflediklerini belirten Hecri, bu girişimi İsrail’in bölgesel güvenlik vizyonunun bir parçası olarak tanımladı. Hecri, Kürt gruplarla stratejik düzeyde iş birliği içinde olduklarını da doğrularken, Suriye’nin geleceğinin merkezi bir yapıdan ziyade özerk ve bağımsız oluşumlar temelinde şekilleneceğini iddia etti. “İsrail’in bu süreçte tek güvenilir garantör olduğunu” savunan Hecri, gelecekteki siyasi düzenlemelerde Tel Aviv’in belirleyici rol üstlenmesi gerektiğini ileri sürdü. Temel hedeflerinin tam bağımsızlık olduğunu dile getiren Dürzi lider, geçiş sürecinde dış bir garantörün denetiminde özerk bir yönetim modeline de açık olduklarını söyledi. Hecri’ye göre bu rolü üstlenebilecek en uygun aktör İsrail. Suriye yönetimini sert sözlerle eleştiren Hecri, Şam’ın Dürzileri ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamasına da karşı çıktı. Ayrıca İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri operasyonlarını destekleyici ifadeler kullandı. Hecri, Dürziler ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeni olmadığını savunarak, bu bağların Beşar Esed yönetiminin devrilmesinden önceye dayandığını ve iki taraf arasında ailevi ve toplumsal ilişkiler bulunduğunu öne sürdü.