1948’den Sonra Bir İlk: "Eşit Ortaklık" Doktrini
İşgalci İsrail, bağımsızlığını kazandığı 1948 yılından bu yana savaşlarını genellikle kendi doktriniyle ve ABD’nin lojistik desteğiyle yürüttü. Ancak FT’nin mevcut ve eski güvenlik yetkililerine dayandırdığı rapora göre, bu kez durum tamamen farklı. İki ordu, tarihte ilk kez "eşit ortaklar" olarak bir taarruz savaşı yürütüyor. Eski ABD Savunma yetkilisi Dana Stroul, bu durumu "Geçmişte ABD planı yapar müttefiklerine rol verirdi, şimdi ise her iki taraf da istihbaratını ve kapasitesini eşit şekilde masaya koyuyor" sözleriyle özetliyor.
"Savaşı İngilizce Yönetiyoruz"
İki ordu arasındaki entegrasyon o kadar derinleşmiş durumda ki, komuta zincirinden havadaki pilotlara kadar her gün 5 bine yakın telefon görüşmesi gerçekleştiriliyor. Üst düzey işgalci İsrailli yetkililer, Amerikalılarla iç içe geçen bu süreci "Bu savaşı ağırlıklı olarak İngilizce savaşıyoruz" diyerek tanımlıyor. Öyle ki, iki ülkenin subayları Tampa’daki CENTCOM karargâhı dahil olmak üzere birbirlerinin "savaş odalarında" bizzat görev yapıyor.
Neden İsrail Vurdu? Hukuki Satranç
Analizin en dikkat çekici bölümü, Ali Hamaney’in hedef alınmasıyla ilgili stratejik iş bölümü. Operasyonda ABD ordusu İran’ın güney kanadı ve donanmasına odaklanırken, iç kesimlerdeki rejim hedeflerini imha etme görevini işgalci İsrail üstlendi. Eski ABD’li yetkililere göre, Hamaney suikastının İsrail jetlerine devredilmesinin asıl nedeni ise tamamen hukuki. Washington, yabancı bir devlet başkanına suikast düzenlemenin getireceği hukuki sorumluluktan ve uluslararası tepkilerden kaçınmak için operasyonun bu kısmını işgalci İsrail'e bıraktı.
Trump ve İsrail Arasındaki "Hedef" Çatlağı
Askeri koordinasyon "kusursuz" görünse de, siyasi hedefler konusunda çatlaklar büyüyor. İşgalci İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, operasyonun ana hedefinin "rejimi devirmek" olduğunu ve bir zaman sınırı bulunmadığını savunurken; Donald Trump ve kurmayları "rejim değişikliği" söyleminden uzak duruyor. Öte yandan, sivil altyapının ve yakıt depolarının vurulması ABD kanadında bile rahatsızlık yaratmış durumda. Senatör Lindsey Graham’ın "Hedef seçerken dikkatli olun" uyarısı, ittifakın sivil katliamlar ve stratejik hedefler konusundaki fikir ayrılığını da gözler önüne seriyor.