İran Nükleer Anlaşması Taslağı Tahran'da Mercek Altında: 'Somut kazanım' şartı ve bölgede yeni denklem

İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakerelerde kritik viraj. Nükleer anlaşma taslağı Tahran'da yoğun şekilde incelenirken, İran geçmiş tecrübeler nedeniyle temkinli. Öte yandan Ürdün savaş uyarısı yaptı, Trump ile Netanyahu arasında telefon krizi patlak verdi.

Eklenme Tarihi: 02 Haz 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 02 Haz 2026
İran Nükleer Anlaşması Taslağı Tahran'da Mercek Altında: 'Somut kazanım' şartı ve bölgede yeni denklem

İran ile ABD arasında devam eden dolaylı müzakerelerde yeni bir aşamaya gelindi. İran'ın resmi haber ajansı Mehr'in edindiği bilgilere göre, iki ülke arasında yapılması muhtemel bir anlaşmanın taslak metni Tahran'da üst düzey yetkililer tarafından kapsamlı şekilde inceleniyor. İran, anlaşmaya yönelik kararını henüz Pakistan üzerinden ABD'ye iletmedi.

İran'ın temkinli adımı: 'Somut kazanımlar' şartı

Trump döneminde ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, İran'ı derinden etkilemişti. Bu nedenle bu kez Tahran, çok daha ihtiyatlı hareket ediyor.

Kaynaklar, İran'ın muhtemel bir anlaşmada soyut vaatlerden ziyade somut ekonomik ve stratejik faydalar elde etmeye odaklandığını belirtiyor. Yaptırımların kalıcı olarak kaldırılması, garantör ülke mekanizması oluşturulması ve nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunun uluslararası alanda tanınması Tahran'ın öncelikli talepleri arasında.

Trump: Barış zaferden iyidir

ABD Başkanı Donald Trump, "İran ile yapılacak bir barış anlaşması, askeri bir zaferden bile daha iyi olabilir" ifadelerini kullandı.

Trump-Netanyahu krizi: 'Ben olmasam hapiste olurdun'

Axios'un haberine göre Trump, Netanyahu'nun Beyrut'a yönelik planladığı büyük saldırıyı son anda öğrenince çok sert tepki gösterdi. Trump'ın Netanyahu'ya "Sen kafayı yemişsin. Ben olmasaydım şu an hapiste olurdun. Artık herkes senden nefret ediyor, bu yüzden herkes İsrail'den nefret ediyor" dediği iddia edildi.

Bu sert çıkışın ardından Beyrut operasyonu durdurulurken, görüşme "en kötü telefon trafiği" olarak nitelendirildi.

Ürdün'den savaş uyarısı: 'Mescid-i Aksa'nın koruyucusu'

Bölgenin bir diğer kilit aktörü Ürdün de sessiz kalmadı. Kral II. Abdullah, Filistinlilerin zorla Ürdün topraklarına sürülmesi halinde bunun bir "savaş sebebi" sayılacağını duyurdu. Ürdün aynı zamanda Mescid-i Aksa'nın koruyucusu sıfatıyla kutsal bölgeyi savunma hakkına sahip olduğunu resmen hatırlattı.

Açıklamada "Bu sadece siyasi bir tutum değil, dini ve ahlaki bir yükümlülüktür" denildi. Uzmanlar, Ürdün'ün bu hamlesini işgalci İsrail'in olası bir nüfus transferi politikasına karşı en net askeri uyarı olarak yorumluyor.

Eski yetkiliden İşgalci İsrail eleştirisi

Trump yönetiminde terörle mücadele şefi olarak görev yapan ve daha sonra istifa eden Joe Kent de dikkat çeken bir açıklamaya imza attı. Kent, "İsrail'in kendi başına gerçek bir gücü yok. Sahip olduğu tek güç, bizim ona verdiğimiz güç" ifadelerini kullanarak, ABD'nin bölgedeki angajmanlarını sorguladı.

Sonuç: Diplomasi ve tehdit iç içe

Ortadoğu'da aynı anda birden fazla denklem işliyor. Tahran'da nükleer taslak incelenirken, Ürdün savaş sinyali veriyor, Trump ise en yakın müttefikine "hapishane" göndermesi yapıyor. Bölgedeki tüm aktörler, bir yandan diplomatik çözüm arayışındayken diğer yandan askeri seçenekleri de masada tutuyor.

Gözler şimdi Tahran'ın Pakistan üzerinden göndereceği yanıta ve İsrail'in bu yeni denklemde nasıl bir pozisyon alacağına çevrilmiş durumda.