İşgalci İsrail, Sumud Filosu’ndaki Tüm Tekneleri Ele Geçirdi

Küresel Sumud Filosu'ndan "israil ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı amaçlayan filodaki tüm teknelere uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri alıkoydu." açıklaması yapıldı.

Eklenme Tarihi: 19 May 2026
3 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 19 May 2026
İşgalci İsrail, Sumud Filosu’ndaki Tüm Tekneleri Ele Geçirdi

İslam ülkelerinin yetersiz tepki ve çağrılarından güç bulan siyonist işgalci israil ordusu Gazze'de insanlık dışı soykırımlarını sürdürmeye ateşkesi ihlal ederek masumları katletmeye devam ediyor.

Gazze’deki insanlık dışı ablukayı kırmak adına Türkiye limanlarından yola çıkan Sumud Filosu'ndan yeni bir açıklama geldi.

İnsanlık için yola çıkan Küresel Sumud Filosu'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

israil ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı amaçlayan filodaki tüm teknelere uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri alıkoydu.

Filoda en son teknenin taşıdığı "Lina Al-Nabulsi" isminin üstünde okul üniforması bulunmasına rağmen israil işgal güçlerince şehit olan Filistinli bir öğrencinin adı olduğuna dikkat çekildi.

"Sözleşmelere imza atan devletler, neredesiniz?"

Dün, Filistin'e Destek Platformu, İHH ve Global Sumud Filosu Türkiye tarafından Fatih'te bir otelde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan İHH Genel Başkanı Av. Bülent Yıldırım şu ifadeleri kullanmıştı;

"Konvoy hareket halinde ve israilin bazı çetelere para vererek, kara konvoyuna saldırtma girişiminden haberdar olduk. Buradan bütün dünyaya sesleniyorum!

Çeteleri harekete geçiriyorlar. Kara konvoyunda vatandaşı olan bütün ülkeler, sorumluluk sahibisiniz. Sizler de bu çeteciliğe karşı çıkın. İnsani yardım yola çıkıyor.

Cenevre Sözleşmesinde verilen hakları, uluslararası hukukun vermiş olduğu hakları kullanıyorlar. İnsanlar hayatlarını ortaya koyuyorlar. Bu sözleşmelere imza atan devletler siz neredesiniz? Niçin müdahale etmiyorsunuz? Libya'ya da çağrıda bulunuyorum.

Devlet olarak bu insanları korumak zorundasınız. Bu insanların kılına zarar gelirse bundan siz sorumlusunuz. 'Eşkıyalar geldi müdahale etti, haberimiz yok' deme şansınız yok."

HÜDA PAR'dan "Sumud Filosu" için çağrı!

HÜDA PAR Genel Merkezi, Sumud Filosuna ilişkin bir açıklama yayımladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Siyonist rejim, uluslararası hukuku bir kez daha hiçe sayarak açık denizlerde terör estirmiş; Gazze'deki insanlık dışı ablukayı kırmak adına Türkiye limanlarından yola çıkan "Sumud Filosu" bünyesindeki 40'tan fazla tekneyi gasp etmiş ve aralarında vatandaşlarımızın da olduğu 300'den fazla aktivisti alıkoymuştur. Yaşanan bu barbarlığa, zorbalığa ve her türlü tehdide rağmen, 10 tekne Gazze'ye doğru yoluna devam etmektedir.

Uluslararası sularda daha önce de yaşanan hukuksuz müdahalelerin ve korsanlıkların tekrarlanmaması adına, siyonist rejimin olası sivil katliam girişimlerine karşı filo, askerî anlamda mutlaka desteklenmelidir.

Yeni bir haydutluğa asla izin verilmemeli, sivil inisiyatifin can güvenliği Türkiye'nin askerî ve stratejik gücüyle teminat altına alınmalıdır. Bu haydutluğa verilecek en güzel ve en net yanıt, rehin alınan tüm aktivistlerin serbest bırakılması için en üst düzey çabanın gösterilmesi ve yoluna kararlılıkla devam eden teknelerin fiilî olarak korunmasıdır. Bu önemli seyrüseferin Türkiye'den başlaması, ülkemize tarihsel ve sembolik bir sorumluluk yüklemektedir. Türkiye, bölgedeki mazlum halkların hamisi olma misyonunu tam anlamıyla yerine getirmeli ve bu tarihi sorumluluğun gereği olarak aktif rol üstlenmelidir.

Deniz yoluyla eş zamanlı olarak Libya'da bulunan insanî yardım kara konvoyunun da Mısır üzerinden Gazze'ye intikali büyük önem taşımaktadır. Ancak bu süreçte, Libya'daki Hafter güçleri ve Mısır tarafından da konvoya yönelik birtakım engelleme girişimlerinde bulunulduğu görülmektedir. Konvoyun güvenli geçişini sağlamak adına Mısır makamlarıyla en üst düzeyde diplomatik ve lojistik koordinasyon derhal kurulmalıdır. Türkiye, ablukayı delmeye odaklanan bu sivil inisiyatiflerin önünü açmalı, her türlü bürokratik ve askerî kolaylığı sağlamalıdır. Ülke olarak tüm imkânlarımızı bu doğrultuda seferber etmek, sadece insanî bir görev değil, aynı zamanda Gazze'de 10 Ekim'de Filistin tarafının garantörü olarak attığımız imzanın da getirdiği hukuki bir sorumluluktur.

Siyonist rejimin bugüne kadar insanî yardım taahhütlerinin hiçbirini yerine getirmediği de göz önüne alındığında, Türkiye'nin bu yükümlülüğün gereğini sahada fiilen yerine getirmesi daha fazla ertelenmemelidir.