Şehirlerde Ramazan ruhunun hissedilmesini sağlayan, toplumsal olarak manevi bir atmosfere girebilmenin en önemli unsurarından biri olan mahya kültürü köklü bir geçmişe sahiptir. Peki mahya nedir? Mahya kelimesi; Farsça “ay” anlamına gelen mâh ile Arapça nisbet eki “-iyye”nin birleşmesiyle türetilmiş olup Osmanlıcada mâhiyye şeklinde kullanılmıştır. Kelime, “aya mahsus, aylık” anlamını taşır. Mâhiyye kelimesi zamanla halk arasında özellikle ramazan ayına özgü ışıklı süslemeleri ifade eden mahya kelimesine dönüşmüştür.
Receb, Şâban ve Ramazan aylarının “üç aylar” şeklinde topluca anılması gibi, mahya da doğrudan ramazan adı zikredilmeksizin bu aya mahsus bir uygulamayı ifade eder hâle gelmiştir.
Gökyüzünün Işıklı Gerdanlığı: Mahya Geleneği Nasıl Doğdu?
Mahya geleneği, camilerin mübarek gecelerde kandillerle aydınlatılması uygulamasına dayanır. Camilerin kandillerle aydınlatılması geleneğinin köklü bir geçmişi bulunmaktadır. 9. yüzyılda yaşayan tarihçi Fâkihî, Mescid-i Harâm’da yüzlerce kandilin bulunduğunu, özellikle ramazan ve hac mevsiminde daha güçlü ışık veren kandillerin kullanıldığını, bunların direkler arasına gerilen iplerle taşınabilir biçimde asıldığını kaydeder.
Aynı uygulamaların daha sonra Osmanlı’da minareler arasına ip gerilerek kandillerle yazı ve motif oluşturma geleneğine ilham verdiği düşünülmektedir.
İlk Mahya Nerede ve Ne Zaman Kuruldu?
Mahya Nedir? Sorusyula birlikte akıllara mahya uygulamasının ne zaman başlığı sorusu da geliyor. Osmanlılar’da mahyanın kesin başlangıç tarihi bilinmemekle birlikte, 16. yüzyıl sonlarına ait tasvirlerde minareler arasında ışıklı düzenlemeler görülmektedir. III. Murad döneminde mübarek gecelerde minarelerin kandillerle donatılmasına dair emirler verilmiş, II. Selim devrinde de benzer uygulamalar teşvik edilmiştir.
I. Ahmed döneminde Sultan Ahmed Camii’nin ibadete açılmasıyla birlikte mahya geleneğinin daha sistemli bir biçimde yerleştiği kabul edilir. 18. yüzyılda Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın bütün selâtin camilerine mahya kurulmasını emretmesi ise bir başlangıçtan ziyade mevcut geleneğin kurumsallaştırılması niteliğindedir. Mahya kurulumuna elverişli olmayan camilerin minareleri dahi bu amaçla yükseltilmiştir.
Mahyacı Kimdir? Osmanlı'nın Işık Sanatçıları ve Mahyacılık Mesleği
Ramazan ayında camilerin minareleri arasında asılan ışıklı yazılara mahya denildiği gibi, bu yazıları hazırlayanlara ise mahyacı denilirdi. Mahyacılık, çoğunlukla babadan oğula geçen bir sanat olmakla birlikte, Osmanlı döneminde resmî yeterlilik şartına bağlanmıştır. Adaylar ilgili kurum huzurunda sınava tâbi tutulur, ustalıklarını ispat etmek zorunda kalırlardı. Mahyacılar genellikle yılın büyük kısmında çırak yetiştirir, ramazan ayında aktif olarak çalışırlardı. İstanbul dışında Edirne ve Bursa’da da mahya geleneği yaşatılmış, Edirne’de bazı camilere “kaftan giydirme” adı verilen özel ışıklandırmalar yapılmıştır.
Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzun yıllar mahya ustalığı yapan Ali Ceyhan
Yağ Kandillerinden LED Işıklara: Mahya Nasıl Yapılır?
Mahya kurulumu teknik bir uzmanlık gerektirirdi. Önce kareli kâğıt üzerinde tasarım hazırlanır, kandillerin asılacağı noktalar belirlenirdi. Minareler arasına ana taşıyıcı ip gerilir, buna düşey ipler ve uçlarına bağlanan kandiller eklenirdi. Her akşam kandillerin yağı tazelenir, ciddi miktarda zeytinyağı tüketilirdi. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde kısa süreliğine ampul kullanılmışsa da estetik gerekçelerle terk edilmiş, günümüzde ise tamamen elektrikli sistemlere geçilmiştir.
Mahyalarda Neler Yazardı? En Çok Kullanılan Mahya Sözleri ve Şekilleri
Mahyalarda en sık yer alan ifadeler arasında “Hoş geldin yâ Ramazan”, “On bir ayın sultanı”, “Leyle-i Kadir”, “Elveda” gibi yazılar bulunur; Feth sûresinin ilk âyeti de tercih edilirdi. Yazı türü olarak sülüs hattı uygun görülmüş, motif olarak çiçekler, kayıklar, köşkler, köprüler, cami siluetleri, tramvaylar ve ayyıldız gibi semboller kullanılmıştır. Tek minareli camilerde ise daha kısa ibarelere yer verilmiştir. Ayrıca üç panolu ve hareketli mahyalar gibi teknik açıdan gelişmiş örnekler de ortaya çıkmıştır.
1950’li yıllarda Fâtih Camii’nde kurulan “İlim Hayattır” mahyası
Eyüp Sultan Camii’nde “Bismillâh” mahyası (Hayat Mecmuası, sy. 13, 27 Mart 1959)
Günümüzde Mahya Kültürü ve Ramazan Gecelerindeki Önemi
Sonuç olarak mahya, İslâmî kandil geleneğinin Osmanlı estetik ve mühendislik anlayışıyla birleşerek özgün bir sanat formuna dönüşmesidir. Hem dinî bir sembol hem de toplumsal iletişim aracı olarak yüzyıllar boyunca şehir siluetini ve kolektif hafızayı şekillendirmiştir.