Hilal Ne Demektir?
Hilal, sözlükte “yüksek sesle haykırmak; ortaya çıkmak, parlamak; sevinmek” anlamlarına gelen hell kökünden türeyen hilâl (çoğulu ehille), ayın kavuşum öncesi ve sonrasında yeryüzünden uçları sivri ince bir yay gibi görünen şeklinin adıdır. Sözlük anlamına bağlı olarak özellikle kavuşum durumundan sonra ayı ilk defa görenlerin onu haber vermek için sevinçle haykırmaları sebebiyle ayın ilk görülen şekline hilâl denildiği kaydedilmektedir. Nitekim yüksek sesle telbiyede bulunmaya ve hilâl ilk görüldüğünde tekbir almaya ihlâl, yine yüksek sesle kelime-i tevhidi söylemeye tehlîl, yeni doğan çocuğun hayat belirtisi olarak çığlık atmasına istihlâl denir.
Rü’yeti Hilal Ne Demektir?
Hilalin görülmesi anlamına gelen ru’yet-i hilal, dinî bir kavram olarak, kameri ayların tespitinde ayın gözetlenmesi ve görülmesi anlamına gelmektedir.
Rü’yeti Hilalin Önemi Nedir?
Oruç, Hac, Zekât, Fıtır Sadakası, Kurban gibi ibadetlerle bayram günlerinin tespitinde Ayın hareketleri esas alınmaktadır. Bu ibadetlerin zamanlarının doğru olarak belirlenmesi, kameri aybaşlarını, özellikle Ramazan, Şevval ve Zilhicce aylarının ilk günlerinin doğru tespitine bağlıdır. Hz. Peygamber (sas), “Yüce Allah hilâlleri insanlar için vakit ölçüleri kıldı. O halde hilâli görünce oruca başlayın, onu tekrar görünce iftar edin” demiştir (Müsned, IV, 23, 321; Dârekutnî, II, 163; Hâkim, I, 585)
Osmanlı'da Ramazan Heyecanı: Ramazan Hilali Gözcüleri
Osmanlı Devletinde Ramazan ayını çeşitli hazırlıklarla karşılamaya hazırlanan Müslümanların heyecanla takip ettikleri önemli gelişmelerden biri de Rü’yeti Hilal’di. Bu iş fahri olarak üstlenen kişiler olduğu gibi devlet tarafından görevlendirilen memurlar da gerçekleştirirdi. Ay takvimine göre Şaban ayının yirmi dokuzuncu günü uygun bir mevkiden-ki İstanbul’da Beyazıt yangın kulesi, Süleymaniye, Fatih, Cerrahpaşa, Sultan Selim ve Edirnekapı Camii minarelerinden-Batı ufkuna bakılırdı. Yeni ay hilal şeklinde görülürse, Ramazan ayının başladığı ilan olunurdu. İslam’ın temel ibadetlerinden olan oruç ibadetinin zamanında yapılabilmesi için önem taşıyan hilalin gözlenmesi İslam memleketlerinde bir gelenek halini almıştı.
Anadolu’da da gözetleme işi hemen her yerde yapılırdı. Hatta hilalin en iyi gözlenebildiği yerlere “Ay” ile ilgili isimler verilirdi. “Aygören” ve yine ay anlamına gelen “Bedre”, “Bedirköy”, “Bedirler”, “Bedirli”, “Bedir” gibi tepe ve köy isimleri bunların başlıcalarıydı.
Hilali İlk Görene Müjde: Müjdecilik Geleneği
Rüyet-i Hilal’i yapacak kişiler rastgele seçilmez, herkesin şahitliği de kabul edilmezdi. Bu kimselerde bazı şartlar aranırdı. Buna göre, adil, yalan söylemeyen ve herkesin güvenini kazanmış kişiler bu işi yaparlardı. Bunlar, Ramazan hilalini gördükleri vakit gelip şehrin kadısına şahitleriyle bildirirlerdi. Kadı, hilalin nasıl olduğunu, tam olarak nerde görüldüğünü, inceliğini ve kalınlığını tetkik eden soruların ardından orada bulunan bilirkişi heyetinin de onayından sonra rüyet-i hilal, kadı sicil defterine kaydedilirdi. Hilalin görüldüğünü ilk haber veren şahitlere çeşitli hediyeler verilir. Ramazanın başladığına dair ariza Sadrazama gönderilmek üzere yola çıkarılır. O sırada İstanbul’da, Süleymaniye Camii minarelerinde hazır bekleyen mahyacılara haber verilerek “ Hoş geldin ya şehr-i Ramazan” cümlesini oluşturan kandilleri yakmaları istenirdi. Kandiller yanar yanmaz şehrin dört bir yanındaki bekçiler davullarını çalmaya başlar, civar köy ve kasabalara haber vermek üzere ulaklar yola çıkarılırdı. Sonunda ise şehir, yılın hiçbir akşamında olmayacak kadar canlanırdı.