Washington ve Havana arasındaki gerilim, ABD'nin diplomatik ve ekonomik saldırılarına askeri tehditleri de eklemesiyle tehlikeli bir boyuta ulaştı. ABD donanmasının en büyük vurucu güçlerinden biri olan Nimitz Uçak Gemisi Taarruz Grubu'nun Karayipler'e doğru harekete geçmesi, namluların doğrudan Küba'ya çevrildiğinin en net göstergesi oldu.
Zamanlama Dikkat Çekici: Castro İddianamesinin Hemen Ardından Bölgedeki askeri hareketliliğin zamanlaması büyük önem taşıyor. Nimitz filosunun Karayipler'e intikali, Trump yönetiminin Küba eski lideri Raul Castro hakkında resmi bir iddianame hazırladığını duyurmasından sadece bir gün sonra gerçekleşti. Askeri sevkiyat, ABD'nin siyasi yargı kararlarını donanma gücüyle sahada dikte etme çabası olarak yorumlanıyor.
Trump'tan İkiyüzlü İtiraf: "Yardım Edeceğiz" Askeri sevkiyatın Castro iddianamesiyle bağlantılı olup olmadığı sorulan ABD Başkanı Donald Trump, "Hayır, değil" yanıtını verdi. Ancak Trump'ın cümlenin devamında kullandığı ifadeler, asıl niyetin sinyallerini verdi: "Küba, başarısız bir ülke; elektrikleri yok, yemekleri yok. Onlara yardım edeceğiz."
Krizi Çıkaran ABD, Kurtarıcı Rolünde! Trump'ın "elektrikleri yok" diyerek adayı başarısız bir devlet gibi gösterme çabasının arkasında ise bizzat kendi imzaladığı kararlar yatıyor. Geçtiğimiz Ocak ayında Washington'un devreye soktuğu yeni ve acımasız ambargo kararnamesi nedeniyle Küba; hastaneler, okullar ve kamu yönetimi gibi en hayati ve kritik noktalarda bile enerji kesintileriyle boğuşmak zorunda bırakıldı. Adanın altyapısını felç eden Washington yönetiminin, yarattığı bu insani krizi şimdi bir "müdahale" gerekçesi olarak kullanması dikkat çekiyor.