2024 yılında kaybolan ve cansız bedeni Van Gölü kıyısında bulunan Rojin Kabaiş davasında, kamu görevlilerinin sorumluluğuna dair önemli bir yasal engel ortaya çıktı. Van Valiliği'nin "soruşturma izni verilmemesi" yönündeki kararı, adaletin önünde bir set olarak nitelendirilerek hukuk çevrelerinde geniş yankı buldu.
1. Valilik Kararı ve "İdareyi Koruma" Eleştirisi
Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Rojin’in kaldığı yurdun güvenliğinde ve süreç yönetiminde ihmal ve kusur olduğu iddiasıyla idari yönetim hakkında yasal işlem başlatmak istemişti. Ancak Van Valiliği İl İdare Kurulu bu talebi geri çevirdi.
Van Barosu’ndan Sert Tepki: Van Barosu, yayımladığı açıklamada bu kararın kamu görevlilerini yargıdan kaçırma amacı taşıdığını savundu. Baro, açıklamasında bu tür kararların toplumun yargıya olan güvenini zedelediğini ifade etti.
2. Soruşturmanın Arka Planı ve DNA Bulguları
Soruşturmanın yurt yönetimine uzanmasının temelinde, kampüs güvenliği ve yurt giriş-çıkış kontrollerindeki zafiyet iddiaları yatıyor. Özellikle 2025 yılı sonlarında adli tıp raporlarına yansıyan bazı bulgular, davanın seyrini "şüpheli ölümden" öteye taşımıştı:
-
DNA Örnekleri: Daha önceki raporlarda Rojin'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA profillerine rastlandığı ve bunun "bulaş" olma ihtimalinin düşük olduğu belirtilmişti.
-
Güvenlik Zafiyeti: Yurt ve kampüs arasındaki tel örgülerin açık olması ve güvenlik kameralarının etkinliği konusundaki ihmaller, yurt yönetimini doğrudan hedef haline getirmişti.
3. Hukuki Mücadelede Sırada Ne Var?
Van Valiliği’nin ret kararı nihai bir son anlamına gelmiyor. Van Barosu ve Kabaiş ailesinin avukatları, süreci bir üst mercie taşımaya hazırlanıyor:
İtiraz Süreci: Baro, İl İdare Kurulu’nun kararına karşı ivedilikle Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yoluna başvuracak. Mahkemenin valilik kararını yerinde bulmaması durumunda, yurt yönetimi hakkında yargı yolu tekrar açılabilecek.