ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de devam eden krizler nedeniyle küresel enerji akışı için yeni bir güzergâha ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Barrack, Suriye ve Türkiye’nin bu noktada bir "enerji dağıtım merkezi" olarak konumlandırılacağını ifade etti.
Stratejik Zorunluluk: "Güvenli Bir Arka Kapı"
Büyükelçi Barrack, Riyad’da gerçekleşen Trump-Şara görüşmesinin ardından bölgedeki enerji haritasının yeniden şekillendiğini savundu. Mevcut su yollarındaki (Hürmüz ve Kızıldeniz) istikrarsızlığın dünyayı alternatif bir "arka kapı" aramaya ittiğini belirten Barrack, Suriye’nin coğrafi konumunun bu arayışa karşılık verdiğini ileri sürdü. Barrack, Suriye’nin son 15 aydaki durumunu "beklenmedik bir istikrar" olarak tanımladı.
"Dört Deniz" Projesi Güncelleniyor
Barrack, geçmişte hayata geçirilemeyen ve "Dört Deniz" olarak bilinen projenin Washington tarafından yeniden gündeme alındığını açıkladı. Bu planın temel amacı, farklı havzaları tek bir enerji koridoru üzerinden birbirine bağlamak olarak açıklandı:
-
Bağlantı Noktaları: Körfez, Hazar Denizi, Akdeniz ve Karadeniz.
-
Operasyonel Rol: Enerjinin bu dört havza arasında aktarımı için Türkiye ve Suriye topraklarının ana geçiş ve dağıtım sahası olarak kullanılması.
Enerji Politikalarında Eksen Kayması
Barrack’ın açıklamaları, ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını ve müttefiklik ilişkilerini artık tamamen "enerji güvenliği" üzerinden tanımladığını gösteriyor. Büyükelçiye göre, Türkiye ve Suriye’nin bu projede birleşmesi, küresel enerji piyasalarının mevcut krizlerden etkilenmeden sürmesi için teknik bir zorunluluk haline gelmiş durumda.