Analiz | İran neden İsrail'in Ekim ayındaki seçimlerden önce yeniden saldırı düzenleyebileceğini düşünüyor?

İran'da son günlerde yürütülen güvenlik değerlendirmelerinde, İsrail'in Ekim ayındaki siyasi seçim takvimi öncesinde İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon başlatabileceği ihtimali öne çıkıyor. ABD merkezli Quincy Institute Başkan Yardımcısı Trita Parsi'ye göre bu değerlendirme, İsrail-Lübnan anlaşmasının sahadaki askeri dengeleri değiştirdiği yönündeki analizlere dayanıyor.

Eklenme Tarihi: 02 Tem 2026
3 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 02 Tem 2026
Analiz | İran neden İsrail'in Ekim ayındaki seçimlerden önce yeniden saldırı düzenleyebileceğini düşünüyor?

Tahran'ın güvenlik hesaplarında yeni dönem

İran'da son haftalarda yapılan güvenlik değerlendirmelerinde öne çıkan senaryolardan biri, İsrail'in Ekim ayındaki siyasi süreç tamamlanmadan önce İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon düzenleyebileceği ihtimali oldu.

ABD merkezli Quincy Institute for Responsible Statecraft Kurucu Ortağı ve Başkan Yardımcısı, aynı zamanda Georgetown Üniversitesi öğretim üyesi Trita Parsi, yayımladığı analizde Tahran'ın bu değerlendirmesinin yalnızca siyasi söylemlerden değil, son dönemde sahada yaşanan gelişmelerden beslendiğini ifade ediyor.

Parsi'ye göre İranlı karar alıcıların dikkatini çeken en önemli gelişme, İsrail ile Lübnan arasında varılan son güvenlik düzenlemesi ve bunun Hizbullah'ın olası bir çatışmadaki hareket alanına etkisi.

İsrail-Lübnan anlaşması neden kritik görülüyor?

Analize göre Tahran, İsrail güçlerinin Güney Lübnan'ın belirli bölgelerindeki varlığını sürdürmesinin, Hizbullah'ın gelecekte İran lehine ikinci bir cephe oluşturma kapasitesini önemli ölçüde sınırlandıracağını değerlendiriyor.

Parsi, İranlı yetkililerin önceki çatışmalara ilişkin değerlendirmelerinde, İran'ın kendi doğrudan askeri kapasitesinin tamamını kullanmadığını, baskının önemli bölümünün Hizbullah tarafından oluşturulduğunu öne sürdüklerini aktarıyor.

Bu değerlendirmeye göre Hizbullah'ın kuzey cephesinden oluşturduğu baskı, İsrail'in hava savunma sistemlerini zorlayan, askeri kaynaklarını farklı cephelere dağıtmasına neden olan ve hedefleme süreçlerini karmaşıklaştıran önemli unsurlardan biri olarak görülüyor.

Hizbullah'ın rolü neden uluslararası kamuoyunda yeterince tartışılmadı?

Parsi, Hizbullah'ın önceki savaşta oynadığı rolün uluslararası kamuoyunda beklenenden daha az görünür olmasının temel nedenlerinden birinin İsrail'de uygulanan sıkı askeri sansür olduğunu savunuyor.

Analize göre savaş sırasında uygulanan bilgi kısıtlamaları nedeniyle Hizbullah'ın operasyonlarının etkisi kamuoyuna sınırlı şekilde yansıdı. Bu nedenle uluslararası değerlendirmelerde örgütün savaşın genel seyrine etkisinin olduğundan düşük algılandığı ileri sürülüyor.

Netanyahu'nun siyasi hesapları da denklemin parçası mı?

Analizde askeri faktörlerin yanında İsrail iç siyasetine de dikkat çekiliyor.

Parsi'ye göre Başbakan Binyamin Netanyahu'nun önünde yaklaşan seçim süreci, devam eden yargı dosyaları ve iç siyasi baskılar bulunuyor. Bu nedenle yeni bir güvenlik krizinin Netanyahu açısından yalnızca askeri değil aynı zamanda siyasi sonuçlar da doğurabileceği değerlendiriliyor.

Parsi, bu durumun tek başına savaş kararı anlamına gelmediğini ancak Tahran'daki stratejik değerlendirmelerde dikkate alınan unsurlar arasında yer aldığını ifade ediyor.

Washington'un rolüne ilişkin üç senaryo

Analize göre İranlı karar alıcılar ABD'nin olası tutumuna ilişkin üç temel senaryo üzerinde duruyor.

İlk senaryoda Washington'ın İsrail'in olası planlarından önceden haberdar olduğu ve son diplomatik düzenlemelerin bu süreci kolaylaştırdığı varsayılıyor.

İkinci senaryoda ABD yönetiminin planlardan habersiz olduğu ancak olası bir savaş başladığında İsrail'e askeri ve siyasi destek vereceği öngörülüyor.

Üçüncü senaryoda ise Washington'ın gelişmeler karşısında hazırlıksız yakalanacağı ancak İsrail'i durdurmak yerine çatışmayı sınırlı destek politikasıyla yöneteceği değerlendiriliyor.

Tahran neden alarm durumunda?

Parsi'nin analizine göre İran, İsrail'in Lübnan cephesinde elde ettiği avantajın tek başına belirleyici olacağına inanmıyor. Buna rağmen İsrail'in kuzey sınırında daha düşük riskle hareket edebilmesinin yeni bir askeri operasyon ihtimalini artırdığı düşünülüyor.

Parsi'ye göre Tahran'ın temel endişesi yalnızca İsrail'in askeri hazırlıkları değil; aynı zamanda ABD yönetiminin olası bir kriz karşısında nasıl bir tutum sergileyeceğine ilişkin belirsizlik.