Gazze Şeridi’nde ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden dört ay geçmesine rağmen insani koşullarda kayda değer bir iyileşme yaşanmadı. Çadır kamplarının yayılması, sınırlı yardım akışı ve temel ihtiyaçlara erişimdeki zorluklar, ateşkesin sahada karşılık bulmadığını gözler önüne seriyor.
Han Yunus çevresindeki Mevasi bölgesinden Gazze Şehri’nin mahallelerine kadar uzanan geniş bir alanda siviller, kuşatma ve yoksulluğun en ağır koşullarıyla yaşam mücadelesi veriyor.
Çadırlarda Güvenliksiz Yaşam
Mevasi bölgesinde kurulan çadırlarda yaşayan yerinden edilmiş aileler, ateşkesin günlük yaşamlarına herhangi bir güvenlik sağlamadığını dile getiriyor. Rafah ve çevre bölgelerden kaçan siviller, geceleri silah seslerinin ve tank hareketliliğinin hâlâ sürdüğünü aktarıyor.
Dar alanlara sıkışan 7-8 kişilik aileler, yatak ve battaniye eksikliği nedeniyle doğrudan toprak zemin üzerinde uyumak zorunda kalıyor. Mahremiyetin tamamen ortadan kalktığı bu çadırlarda, barınma krizi her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Sağlığa Erişim Neredeyse İmkânsız
Kamplarda ilaç bulmak büyük ölçüde imkânsız hale gelmiş durumda. Özellikle çocuklar arasında solunum yolu enfeksiyonları, ishal ve kronik hastalıklar yayılırken, yoksulluk sağlık sorunlarını daha da derinleştiriyor.
Ramazan Ayında Açlık Daha Görünür
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte açlık krizi daha da belirgin hale geldi. Kendi imkânlarıyla yemek pişirecek malzemeye ulaşamayan binlerce aile, tamamen hayır kurumlarının kurduğu aşevlerine bağımlı yaşıyor.
Gün boyu aç kalan aileler, iftarda çoğu zaman yalnızca konserve ya da sınırlı malzemelerle hazırlanan tek bir öğünle yetinmek zorunda kalıyor. Dengeli beslenme ise neredeyse tamamen lüks haline gelmiş durumda.
Yardım Tırları İhtiyacın Çok Gerisinde
İnsani yardım protokollerine göre Gazze’ye günlük en az 600 yardım tırının girmesi gerekirken, sahadaki fiili rakamlar bu ihtiyacın oldukça altında kalıyor. Yüzlerce yardım tırı sınır kapılarında bekletilirken; prefabrik konutlar, battaniyeler ve enkaz kaldırma ekipmanlarının girişine izin verilmiyor.
Uluslararası kuruluşların faaliyetlerini azaltması ise yerel yardım ağları üzerindeki baskıyı artırarak sistemin tıkanmasına yol açıyor.
Su Krizi ve Salgın Tehlikesi
Zeytun Mahallesi başta olmak üzere birçok bölgede altyapı eksikliği kritik seviyeye ulaştı. Temiz suya erişim için kilometrelerce yol yürümek zorunda kalan siviller, özellikle çocuklar ve oruç tutanlar için bu sürecin her gün daha da ağırlaştığını ifade ediyor.
Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Muhammed Abu Afsh, aşırı kalabalık, atık birikimi ve yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için ciddi bir zemin oluşturduğunu vurguluyor. Abu Afsh, çocuklar arasında anemi ve akut yetersiz beslenme vakalarının yeniden artışa geçtiği uyarısında bulunuyor.