Netanyahu, Gazze Barış Kurulu'na Katılım Belgesi İmzaladı: Soykırımın Ardından "Barış" Diplomasisi

İşgalci İsrail'in Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesinin ardından, Gazze için oluşturulan Barış Kurulu'na katılım belgesini imzaladı. Gazze'de on binlerce sivili katleden, hastaneleri bombalayan, çocukları ve kadınları hedef alan işgalci İsrail'in "barış kurulu"na katılması, uluslararası kamuoyunda ve İslam dünyasında büyük bir çelişki ve samimiyetsizlik örneği olarak değerlendiriliyor.

Eklenme Tarihi: 11 Şub 2026
2 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 11 Şub 2026
Netanyahu'dan Gazze Barış Kurulu'na imza

İşgalci İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington'daki Blair House'ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen törende Netanyahu, Gazze Barış Kurulu'na katılım belgesini imzaladı. Bu adım, işgal rejiminin resmi açıklamasına göre "bölgedeki kalıcı ateşkes hedefi doğrultusunda atılmış diplomatik bir hamle" olarak tanımlandı.

"Katil İsrail'in Barış Kurulu'na Katılması Büyük Çelişki"

Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana 46 bini aşkın Filistinliyi katleden, hastaneleri, okulları ve mülteci kamplarını bombalayan, uluslararası hukukun açık ihlali olan yerleşim politikalarını sürdüren işgalci İsrail'in bir "barış kurulu"na katılması, büyük bir samimiyetsizlik ve çifte standart örneği olarak kayıtlara geçti. Netanyahu'nun imzaladığı belge, işgalci İsrail'in Gazze'deki ateşkesi desteklediğini ve kurulun kararlarına uyacağını taahhüt ediyor. Oysa işgal rejimi, bugüne kadar Birleşmiş Milletler kararlarını, uluslararası mahkeme hükümlerini ve insani ateşkes çağrılarını fiilen hiçe saydı.

"Barış" Söylemi, Soykırımın Perdesi mi?

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, imza töreninde yaptığı açıklamada, "Bu belge, bölgede kalıcı barışın sağlanması yönünde atılmış tarihi bir adımdır" ifadesini kullanırken, Netanyahu ise "İsrail olarak barış sürecine katkı sağlamak istiyoruz" dedi. Ancak Netanyahu'nun hemen ardından eklediği "güvenlik kaygıları" şerhi, işgal rejiminin asıl niyetini ele veriyor. "Barış" söylemiyle sunulan bu adım, İslam dünyasında ve bağımsız gözlemciler nezdinde, soykırımın ardından imaj tazeleme operasyonu olarak yorumlanıyor.

ABD Garantörlüğünde Kırılgan Bir Süreç

ABD yönetimi, kurulun çalışmalarını yakından takip edeceğini ve taraflar arasındaki diyaloğun sürmesini sağlayacağını bildirdi. Diplomatik kaynaklar ise sürecin kırılgan olduğunu ancak ilerleme kaydedildiğini aktardı. Oysa İslami perspektiften bakıldığında, Müslüman bir halkın topraklarında, onların iradesi dışında ve işgalcinin katılımıyla kurulan bir "barış" mekanizmasının meşruiyeti ve başarı şansı ciddi biçimde sorgulanıyor.

Sonuç: Kanlı Ellerle "Barış" Olmaz

Gazze'de 15 aydır devam eden ve soykırım olarak nitelendirilen saldırılarda hastaneler, okullar, mülteci kampları bombalanırken; on binlerce masum sivil, kadın ve çocuk katledilirken; işgalci İsrail'in bir "barış kurulu"na katılması, sadece bir diplomatik oyun olarak değerlendiriliyor. Gerçek barış, işgalin sona ermesi, Filistin halkının özgürlüğü ve Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü ile mümkün olacaktır. Savaş suçlusu bir yönetimin "barış" imzası, ancak attığı imzalar kadar güvenilirdir.