Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle hakkında tutuklama kararı bulunan işgalci İsrail'in Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında yaşanan bir gelişme, uluslararası hukukun işleyişini sorgulatacak nitelikte.
Uçuş takip verilerine göre, Netanyahu’yu taşıyan uçak, Roma Statüsü’ne – yani UCM’nin kuruluş belgesine – taraf olan Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın hava sahasını kullanarak yolculuğunu tamamladı. Söz konusu ülkelerin, mahkemenin tutuklama kararını uygulama yükümlülüğü bulunmasına rağmen uçağa hava sahası açması ve herhangi bir hukuki girişimde bulunmaması büyük tepki topladı.
Bu sessiz geçiş, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından “yükümlülüklerin açık ihlali” ve “siyasi kayırmacılığın hukuku bastırması” olarak yorumlandı. BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu üç ülkeyi sert bir dille eleştirerek, Roma Statüsü’ne taraf olmanın sorumluluğunun “adaleti ertelemek değil, uygulamak” olduğunu vurguladı.
Netanyahu’nun daha önce, UCM’ye taraf ülkelerin hava sahasından kaçınan bir rota politikası izlediği biliniyordu. Ancak son uçuş, bu politikanın değiştiğini ve söz konusu ülkelerin de fiili bir “güvenli koridor” sağladığını ortaya koydu. İşgalci İsrail'in basınında bile, uçuş rotasının “kasıtlı olarak uzatıldığı” yönünde yorumlar yer aldı.
UCM, Kasım 2024’te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında, Gazze’de işlenen suçlara ilişkin soruşturma kapsamında tutuklama kararı çıkarmıştı. Yaşanan son gelişme, uluslararası hukukun güçlü aktörler karşısında nasıl işlevsiz kalabildiği ve devletlerin siyasi çıkarlar uğruna hukuki yükümlülüklerini nasıl görmezden gelebildiği eleştirilerini yeniden alevlendirdi.
Sessizlikleriyle dikkat çeken Fransa, İtalya ve Yunanistan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.