Kongre Oturumunda F-35 Tartışması
Rubio’nun konuya dair değerlendirmeleri, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde düzenlenen bir oturum sırasında gündeme geldi. Demokrat Partili Temsilci Dina Titus, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi gerektiği" yönündeki mütalaasını hatırlatarak, bu durumun mevcut ABD dış politikasıyla çelişip çelişmediğini sordu.
Soruyu yanıtlayan Bakan Rubio, Türkiye’nin programın kurucu ortaklarından biri olduğunu hatırlatarak sürecin hukuki boyutunu şu sözlerle aktardı:
"Bu uçakları alamamalarının nedeni Ruslardan S-400 sistemi satın almış olmalarıdır. Bildiğiniz gibi bu konu yasalar tarafından düzenleniyor. Şu anda böyle bir tercih yapma imkanımız yok çünkü bu mesele hem Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) hükümleri hem de diğer yasal düzenlemeler tarafından belirleniyor."
Krizin Arka Planı ve Kongre Engeli
Ankara ile Washington arasında uzun süredir diplomatik tıkanıklığa yol açan F-35 krizinin temel gerekçeleri ve mevcut hukuki durum şu başlıklar altında öne çıkıyor:
-
Güvenlik Riski Gerekçesi: Türkiye, F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı'nın ortakları arasında yer alırken, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini tedarik etmesi üzerine 2019 yılında Washington tarafından programdan çıkarıldı. ABD yönetimi, S-400'lerin F-35 teknolojisi için bir güvenlik riski barındırdığını savunuyor.
-
Yasal Mevzuat ve Yaptırımlar: Türkiye'nin S-400 sistemlerine sahip olmaya devam etmesi nedeniyle yaptırımların sürdüğünü belirten Rubio, sürecin idari bir karardan ziyade Kongre tarafından kabul edilen NDAA ve ilgili diğer yasal çerçevelerle bağlayıcı kılındığını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Rubio'nun bu çıkışı, iki ülke arasında siyasi bir uzlaşı arayışı doğsa bile, yasal engellerin aşılabilmesi için Kongre onayının şart olduğunu ve krizin kısa vadede çözülmesinin hukuken mümkün olmadığını açıkça ortaya koydu.